Haber Tarihi
Oct 19,2026 15:19
Sel Nedeniyle Hasar Gören Araçların Zararını İdare Karşılar mı?
“İstanbul’da 14 Ekim’de meydana gelen şiddetli yağış ve sel, çok sayıda araçta maddi hasara yol açarken, zararların kim tarafından karşılanacağı sorusunu da gündeme taşıdı. Avukat Mehmet İlker Birgan, kasko sigortası bulunmayan araç sahiplerinin de belirli koşullarda zararlarının tazminini talep edebileceğini belirterek, altyapı eksiklikleri ve kamu hizmetindeki aksaklıkların idarenin hukuki sorumluluğunu doğurabileceğine dikkat çekti. Birgan, selin doğal afet niteliği taşımasının kamu kurumlarının sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmadığını vurguladı.”
İstanbul’da 14 Ekim 2026 tarihinde etkili olan şiddetli sağanak yağış ve
sel, kent genelinde yaşamı olumsuz etkilerken, su altında kalan ve ağır hasar
gören araçlar nedeniyle önemli maddi kayıplar yaşandı. Felaketin ardından araç
sahiplerinin zararlarını nasıl karşılayabileceği, kasko sigortasının hangi
durumlarda devreye girdiği ve kamu kurumlarının sorumluluğunun bulunup
bulunmadığı tartışılmaya başlandı.
Konuya ilişkin hukuki değerlendirmelerde bulunan Avukat Mehmet İlker Birgan,
sel nedeniyle meydana gelen araç hasarlarında yalnızca sigorta poliçelerinin
değil, zararın ortaya çıkmasına neden olan koşulların da incelenmesi
gerektiğini belirtti.
Birgan, özellikle yağmur suyu tahliye sistemlerindeki yetersizlikler,
temizlenmeyen mazgallar, drenaj sorunları ve gerekli güvenlik önlemlerinin
alınmaması gibi durumların idarenin tazminat sorumluluğunu gündeme
getirebileceğine işaret etti.
KASKO SİGORTASI OLANLAR DİKKAT: HER POLİÇE SEL HASARINI KARŞILAMIYOR
Sel nedeniyle araçları zarar gören vatandaşların öncelikle kasko
poliçelerini incelemesi gerektiğini belirten Birgan, kasko sigortasının
bulunmasının tek başına bütün zararların karşılanacağı anlamına gelmediğini
ifade etti.
Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları'na göre sel ve su baskını
nedeniyle meydana gelen zararlar, ek sözleşmeyle teminat kapsamına
alınabiliyor. Dolayısıyla bu riskin poliçeye dahil edilip edilmediği, sigorta
şirketinin tazminat yükümlülüğünün belirlenmesinde önem taşıyor.
Birgan’ın değerlendirmesine göre, poliçesinde sel ve su baskını teminatı
bulunan araç sahiplerinin hasarı gecikmeden sigorta şirketine bildirmesi
gerekiyor. Hasarın fotoğraf, video, servis kayıtları ve diğer belgelerle kayıt
altına alınması da tazminat sürecinde önem taşıyor.
Su altında kalan araçların çalıştırılmaması gerektiğine dikkat çeken Birgan,
motorun yeniden çalıştırılmasının mevcut hasarı büyütebileceğini, bu nedenle
uzman incelemesinin beklenmesi gerektiğini belirtti.
HASAR İHBARINDA BEŞ İŞ GÜNÜ AYRINTISI
Kasko Sigortası Genel Şartları uyarınca sigortalının, hasarı öğrendiği
tarihten itibaren en geç beş iş günü içerisinde sigorta şirketine bildirimde
bulunması gerekiyor.
Birgan, bu sürenin geçirilmesinin her durumda tazminat hakkını kendiliğinden
ortadan kaldırmadığını, gecikmenin sonuçlarının somut olayın koşullarına göre
değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Araç sahiplerinin zararın artmasını önlemek için gerekli tedbirleri
almalarının da önem taşıdığını belirten Birgan, sigortalının yükümlülüklerine
aykırı davranması nedeniyle hasarın büyümesi durumunda tazminat miktarının
etkilenebileceğine dikkat çekti.
KASKOSU OLMAYAN ARAÇ SAHİPLERİ ZARARLARINI TALEP EDEBİLİR Mİ?
Sel felaketinin ardından en önemli sorulardan biri de kasko sigortası
bulunmayan araç sahiplerinin zararlarını karşılayıp karşılayamayacağı oldu.
Zorunlu trafik sigortasının, kural olarak aracın işletilmesi nedeniyle
üçüncü kişilere verilen zararları karşıladığını hatırlatan Birgan, araç
sahibinin kendi aracında sel ve su baskını nedeniyle meydana gelen zararın bu
sigorta kapsamında bulunmadığını belirtti.
Bununla birlikte kasko sigortası bulunmayan vatandaşların hukuki başvuru
yollarının tamamen kapanmadığını ifade eden Birgan, zararın meydana gelmesinde
ilgili kamu kurumlarının sorumluluğunun bulunması hâlinde tazminat talep
edilebileceğini kaydetti.
Birgan, Anayasa’nın 125. maddesinde yer alan, idarenin kendi eylem ve
işlemlerinden doğan zararları ödeme yükümlülüğüne işaret ederek, kamu
hizmetinin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi durumlarında hizmet
kusurunun gündeme gelebileceğini belirtti.
MAZGALLAR TEMİZLENMEDİYSE, ALTYAPI YETERSİZSE İDARENİN SORUMLULUĞU
DOĞABİLİR
Sel felaketlerinde kamu kurumlarının sorumluluğunun belirlenmesi açısından
altyapı ve alınan önlemlerin önemine dikkat çeken Birgan, özellikle yağmur suyu
kanallarının ve mazgalların temizlenmemesi, drenaj altyapısının yetersiz
kalması, taşkın riski bilinen bölgelerde gerekli tedbirlerin alınmaması ve
tehlikeli yolların zamanında trafiğe kapatılmaması gibi durumların hizmet
kusuru kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etti.
Ancak her sel olayında idarenin sorumlu tutulamayacağını da vurgulayan
Birgan, zararın kamu hizmetindeki bir eksiklikten kaynaklanıp
kaynaklanmadığının ve söz konusu eksiklik ile meydana gelen zarar arasında
nedensellik bağı bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini belirtti.
Bu kapsamda yağmur suyu altyapısı ve tahliye sistemlerinden kaynaklanan
zararlar bakımından ilgili belediyeler ile İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi
(İSKİ), yolun yapımı, bakımı ve güvenliğiyle bağlantılı zararlar bakımından ise
ilgili belediye veya Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğu gündeme
gelebiliyor.
Birgan, sorumlu kurumun belirlenmesinde zararın meydana geldiği yerin, yolun
niteliğinin ve zarara neden olduğu ileri sürülen eksikliğin dikkate alınması
gerektiğini, bazı durumlarda birden fazla kamu kurumunun sorumluluğunun da söz
konusu olabileceğini ifade etti.
ŞİDDETLİ YAĞIŞ İDARENİN SORUMLULUĞUNU ORTADAN KALDIRIR MI?
Selin doğal afet niteliği taşımasının, kamu kurumlarının hukuki
sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmadığını belirten Birgan, yağışın
öngörülebilirliği ve önlenebilir zararlar açısından ayrıca değerlendirme
yapılması gerektiğine dikkat çekti.
Birgan, “Şiddetli yağış ve selin meydana gelmesi, tek başına idarenin
sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.” değerlendirmesinde bulundu.
Yağışın olağanüstü niteliği, önceden öngörülüp öngörülemeyeceği, kamu
kurumlarının alabileceği tedbirler ve zararın oluşumunda altyapı
eksikliklerinin etkisi gibi unsurların birlikte incelenmesi gerektiğini
belirten Birgan, mücbir sebep değerlendirmesinin de bu koşullar çerçevesinde
yapılabileceğini ifade etti.
Birgan ayrıca, hizmet kusurunun bulunmadığı bazı durumlarda dahi hukuki
koşulları oluşmuşsa idarenin kusursuz sorumluluğunun gündeme gelebileceğine
işaret etti.
TAZMİNAT TALEBİ İÇİN HANGİ KURUMA, NE ZAMAN BAŞVURULMALI?
Sel nedeniyle araçları zarar gören vatandaşların hukuki başvuru sürelerine
dikkat etmesi gerektiğini belirten Birgan, idari eylemlerden kaynaklanan ve
idari yargının görev alanına giren tazminat uyuşmazlıklarında öncelikle ilgili
idareye yazılı başvuru yapılmasının zorunlu olduğunu hatırlattı.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesi uyarınca, zarara
yol açtığı ileri sürülen idari eylemin öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her
durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içerisinde ilgili idareye
başvurulması gerekiyor.
İdarenin tazminat talebini tamamen veya kısmen reddetmesi ya da başvuruya
otuz gün içerisinde cevap vermemesi hâlinde ise kanunda öngörülen dava açma
süresi içerisinde yargı yoluna gidilebiliyor.
İdari yargının görevli olduğu uyuşmazlıklarda, zararın tazmini amacıyla tam
yargı davası açılabileceğini belirten Birgan, yargılama sırasında zararın
miktarı, idarenin sorumluluğu ve zarar ile kamu hizmeti arasındaki nedensellik
bağının inceleneceğini, gerektiğinde bilirkişi değerlendirmesine
başvurulabileceğini kaydetti.
HER TAZMİNAT DAVASI İDARE MAHKEMESİNDE AÇILMIYOR
Birgan, araç hasarlarına ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin doğru
belirlenmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı.
Özellikle karayolunun yapımı, bakımı veya işletilmesiyle bağlantılı bazı
uyuşmazlıkların, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu kapsamında adli yargının
görev alanına girebildiğine dikkat çekti.
Uyuşmazlık Mahkemesinin 29 Ocak 2018 tarihli, E.2017/787 ve K.2018/19 sayılı
kararında da karayolundaki bakım ve güvenlik eksikliğinden kaynaklanan maddi
hasarlı trafik kazasına ilişkin tazminat uyuşmazlığında adli yargının görevli
olduğuna hükmedildi.
Birgan, bu nedenle selde zarar gören aracın bulunduğu yerin tek başına
görevli mahkemeyi belirlemeye yetmeyeceğini, zararın kaynağına ve hukuki
niteliğine göre idari veya adli yargı yolunun gündeme gelebileceğini belirtti.
ARAÇ SAHİPLERİ İÇİN KRİTİK UYARI: HASARI BELGELEYİN, HUKUKİ SÜRELERİ
KAÇIRMAYIN
Sel nedeniyle araçlarında maddi hasar oluşan vatandaşların zararlarını
belgelemelerinin ve başvuru sürelerini kaçırmamalarının önemine işaret eden
Avukat Mehmet İlker Birgan, tazminat hakkının her olayda kendiliğinden
doğmadığını vurguladı.
Kasko teminatı bulunan araç sahiplerinin sigorta şirketlerine
başvurabileceğini, kaskosu bulunmayanların ise zararın oluşumunda kamu
kurumlarının sorumluluğu olup olmadığını araştırabileceğini belirten Birgan,
araçların hasar durumunun, altyapı koşullarının ve olayın meydana geldiği yerde
alınan önlemlerin hukuki süreçte belirleyici olabileceğini ifade etti.
Birgan’ın değerlendirmesine göre, sel nedeniyle ortaya çıkan maddi
kayıpların kim tarafından karşılanacağı yalnızca yağışın şiddetine bağlı değil.
Zararın oluşmasında önlenebilir bir altyapı eksikliğinin veya kamu hizmetindeki
aksaklığın bulunup bulunmadığı, olası tazminat sorumluluğunun belirlenmesinde
temel unsurlar arasında yer alıyor.