Haber Tarihi
Feb 23,2026 15:26
Mesele İrade Değil, Metabolik Ritmi Korumak
“İstanbul Rumeli Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Pınar Kural Enç, Ramazan ayında kilo artışının çoğu zaman irade eksikliğinden değil, metabolik ritmin bozulmasından kaynaklandığını; doğru planlanan sahur ve iftar düzeniyle bu sürecin kilo kontrolü açısından avantaja dönüştürülebileceğini söyledi. ”
Ramazan ayı boyunca uzun süren açlık, vücudu enerji kullanımını yeniden
düzenlediği bir adaptasyon sürecine sokuyor. Son yıllarda yaygınlaşan zaman
kısıtlı beslenme modelleriyle birlikte oruç uygulamalarının bilimsel açıdan
daha fazla incelendiğine dikkat çeken Enç, uzun açlık süresinin doğru
yönetildiğinde metabolik esnekliği destekleyebildiğini; ancak asıl belirleyici
unsurun açlığın süresinden çok iftar ve sahurda verilen beslenme sinyallerinin
niteliği olduğunu ifade etti.
İftar Yükleme Değil, Dengeli Bir Geçiş Olmalı
Uzun bir açlığın ardından ağır ve yüksek şeker içeriğiyle yapılan bir
iftarın kan şekerinde ani dalgalanmalara yol açabildiğini ifade eden Enç, bunun
daha fazla yeme isteğini tetikleyebildiğini ve yağ depolanmasını kolaylaştıran
hormonal yanıtları artırabildiğini; bu nedenle iftarın bir “yükleme öğünü” gibi
değil, metabolizmayı kademeli olarak devreye alan bir geçiş öğünü şeklinde
planlanması gerektiğini, su, hurma ya da çorba gibi hafif başlangıçların
sindirim sistemini rahatlatarak tokluk mekanizmalarının daha sağlıklı
çalışmasına katkı sağladığını söyledi.
Tokluk hissinin mide dolduğu anda değil, beynin bunu algılamasıyla
oluştuğunu ve bu sürecin yaklaşık 15–20 dakika sürdüğünü hatırlatan Enç, hızlı
tüketilen iftar öğünlerinin “doydum” sinyali oluşmadan fazla enerji alımına yol
açabildiğini; yavaş yemek ve porsiyonları zamana yaymanın kilo kontrolünde
temel bir strateji olduğunu aktardı.
Sahur Metabolik Dengenin Temeli
Ramazan’da sahurun kilo kontrolü açısından kritik rol oynadığını belirten
Enç, sahurun atlanmasının gün içinde değilse bile akşam saatlerinde daha yoğun
bir açlıkla geri dönebildiğini ifade etti. Protein ve liften zengin bir sahur
öğününün gün boyu tokluk süresini uzattığını, kan şekeri dalgalanmalarını
sınırladığını ve iftarda porsiyon kontrolünü kolaylaştırdığını vurguladı.
Gece Atıştırmaları ve Besin Kalitesi
Kilo artışının çoğu zaman tek bir ana öğünden değil, iftar sonrası geceye
yayılan kontrolsüz atıştırmalardan kaynaklandığını dile getiren Enç, paketli
atıştırmalıklar, şekerli içecekler ve rafine karbonhidrat ağırlığının arttığı
durumlarda vücudun denge kurmak yerine depolamaya daha yatkın hale geldiğini
söyledi. Tatlı tüketiminin porsiyon kontrolüyle ve daha hafif alternatiflerle
sınırlandırılmasının daha dengeli bir yaklaşım olacağını kaydetti.
Uyku ve Hareket de Denklemin Parçası
Beslenme biliminin artık yalnızca “ne yediğimizle” değil, “ne zaman
yediğimizle” ve “nasıl dinlendiğimizle” de ilgilendiğini ifade eden Enç,
Ramazan’da geç saatlere kayan öğünlerin ve azalan uyku süresinin iştah
hormonları ve insülin yanıtı üzerinde değişikliklere yol açabildiğini belirtti.
Bu nedenle uyku düzeninin korunmasının ve iftar sonrası yapılacak kısa
yürüyüşlerle glukoz kullanımının desteklenmesinin metabolik denge açısından
önemli olduğunu sözlerine ekledi.
Enç’e göre Ramazan’da kilo kontrolü yalnızca porsiyon küçültmekle değil,
metabolizmanın ritmini koruyacak küçük ama etkili alışkanlıklarla mümkün
oluyor; dengeli bir sahur, kontrollü bir iftar, yeterli su tüketimi, düzenli
uyku ve hafif fiziksel aktivite bu sürecin temel yapı taşlarını oluşturuyor.