Haber Tarihi
Feb 23,2026 15:16
Türkiye üretimi kaybederse, rekabet gücünü de kaybeder
“Türkiye’nin ekonomik büyüme modelinde kritik bir kırılma noktasına gelindiğine dikkat çeken Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) Başkanı Dr. Hakan Çınar, sanayide yaşanan zayıflamanın sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir risk olduğunu vurguladı.”
Çınar, yaptığı açıklamada, bir ülkenin kaderinin yalnızca ne kadar ihracat
yaptığıyla değil, ne ürettiğiyle belirlendiğini belirterek, “Üretim kapasitesi
ve üretimin niteliği, refahın ve dış dengenin temel belirleyicisidir. Bugün
geldiğimiz noktada sanayideki gerileme, Türkiye’nin üretim gücünü kaybedip
kaybetmediği sorusunu gündeme getirmektedir” dedi.
“Türkiye üretirken ithalata bağımlı büyüyor”
Pandemi ve küresel krizler sonrası üretimin yeniden stratejik bir alan
haline geldiğini ifade eden Çınar, Batı dünyasının tedarik güvenliği ve
stratejik özerklik hedefleri doğrultusunda sanayiyi yeniden merkezine aldığını
belirtti.
“Üretim artık sadece bir ekonomik faaliyet değil, aynı zamanda ulusal
güvenlik ve rekabetçilik meselesidir. Avrupa Birliği başta olmak üzere gelişmiş
ülkeler, sanayiyi korumak ve güçlendirmek için yeni politikalar
geliştirmektedir.”
Türkiye’nin temel yapısal sorunlarından birinin üretimde dışa bağımlılık
olduğunu ifade eden Çınar, özellikle ara malı ithalatının yüksekliğine dikkat
çekti:
“Merkez Bankası verilerine göre ithalatın yaklaşık dörtte üçü ara
mallarından oluşuyor. Bu tablo, üretim arttıkça ithalatın da arttığı ve dış
dengenin bozulduğu bir yapıyı ortaya koyuyor. Yani Türkiye, daha fazla
ürettikçe daha fazla dışa bağımlı hale geliyor. Bu durum, ‘çok çalışıp az
kazanma’ riskini beraberinde getiriyor.”
Çınar, bu nedenle üretimin miktarından çok, yerli katma değer oranının
artırılmasının kritik olduğunu vurguladı. Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme
için üretim modelini yeniden kurgulaması gerektiğini belirten Çınar, çözümün
yüksek katma değerli üretimden geçtiğini söyledi:
“Bugün dünyada kazanan model; sadece üretmek değil, teknolojiyi geliştirmek, standartları belirlemek ve güçlü bir tedarik ekosistemi kurmaktır. Türkiye’nin ihtiyacı, düşük maliyetle üretmek değil, yüksek katma değerle üretmektir. İşte bu sebeple Türkiye’nin önünde iki seçenek bulunuyor. Ya düşük ve orta teknoloji ile rekabet etmeye devam ederek marjların giderek eridiği bir alanda kalacağız; ya da üretimi teknoloji, katma değer ve yerli girdi ekseninde yeniden tasarlayarak bir üst lige çıkacağız. Üretimden uzaklaşan bir ekonomi, sürdürülebilir refah üretemez. Türkiye’nin kalıcı çözümü üretimdir.”