Haber Tarihi
Nov 06,2026 17:54
Brand Week İstanbul'da COP31 mesajı: Enerji dönüşümü Türkiye için büyük fırsat
“Türkiye’nin önemli marka, iletişim ve yaratıcılık buluşmalarından Brand Week İstanbul'da bu yıl iklim krizi de gündemin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 öncesinde, 1984 Derneği (D84) tarafından düzenlenen “COP31 Gerçekleri” panelinde iklim politikalarının ekonomik büyüme, sanayinin dönüşümü ve enerji bağımsızlığı açısından taşıdığı önem tartışıldı. ”
Uzmanlar, yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir zorunluluk değil,
Türkiye’nin rekabet gücünü artıracak ekonomik bir fırsat olduğuna dikkat çekti.
Brand Week İstanbul kapsamında 4 Kasım 2026 Çarşamba günü Haliç Kongre
Merkezi’nde gerçekleştirilen “COP31 Gerçekleri” paneli, iklim gündemini iş
dünyası ve iletişim profesyonelleriyle buluşturdu. D84 tarafından Brands &
Trends Sahnesi’nde düzenlenen panelde ekonomist ve D84 Genel Direktörü Dr. Enes
Özkan; Cambridge Üniversitesi Şehir ve Bölge Ekonomisti Prof. Dr. Özge Öner;
Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü
Bengisu Özenç ve Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan yer
aldı.
Panel öncesinde düzenlenen Visa Networking Area’da “UP! COP31 Jam Session”
etkinliğinde marka temsilcileri, gazeteciler ve iklim uzmanları bir araya
geldi. D84’ün iklim ve kalkınma çalışmalarını yürüten birimi Asterisk2050
tarafından düzenlenen buluşma, markaların iklim gündemini yakından takip eden
uzmanlarla doğrudan bağ kurmasına ve COP31 öncesinde iş birliği fırsatlarını
konuşmasına olanak tanıdı. Ardından Dr. Enes Özkan’ın yönettiği panelde, iklim
politikalarının Türkiye’nin kalkınma ihtiyacıyla ve üretim modeliyle birlikte
değerlendirilmesi gerektiği ele alındı.
Türkiye için iklim uyumu bir "çevre fedakârlığı" değil, bir
kalkınma stratejisi
Dr. Enes Özkan, Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat ile çevre politikasını
sanayi ve ticaret politikasına dönüştürdüğüne dikkat çekerek, 1 Ocak 2026’da
kesin dönemine giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) AB’ye
çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen satan tüm üreticilere
karbon beyanı ve sertifika yükümlülüğü getirdiğini vurguladı. İhracatının
yaklaşık yüzde 40’ını AB’ye yapan Türkiye için bu düzenlemenin yalnızca bu yıl
400-770 milyon avro, 2032’de ise yılda yaklaşık 2,5 milyar avro ek maliyet
anlamına geldiğini ifade eden Özkan, Antalya’da düzenlenecek COP31’in
Türkiye'nin kural alan taraftan kural koyan tarafa geçmesi için bir fırsat
olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
“Sanayi
politikası olmadan iklim politikası da olmaz”
Prof. Dr. Özge Öner, Türkiye’nin enerji yoğun üretim modeline dikkat çekerek
iklim politikalarının kapsamlı bir sanayi stratejisinden ayrı
düşünülemeyeceğini belirtti. Üretimin yapısı ve bölgesel farklılıklar hesaba
katılmadan tek tip dönüşüm politikalarının uygulanmasının güç olduğunu ifade
eden Öner, iklim hedeflerinin yalnızca tamamlanan işlerin sıralandığı bir
kontrol listesine dönüşmemesi gerektiğini vurguladı.
Enerji dönüşümünün üç ekonomik kazanımı
SEFiA Direktörü Bengisu Özenç, enerji dönüşümünün Türkiye açısından dış
ticaret açığının azaltılması, enerji maliyetlerinde öngörülebilirlik ve
uluslararası rekabet gücü olmak üzere üç temel kazanımına işaret etti. Fosil
yakıt ithalatına bağımlılığın ekonomiyi küresel fiyat dalgalanmalarına açık
hale getirdiğini belirten Özenç, 2022 yılında fosil yakıt ithalatının dış
ticaret açığının yaklaşık yüzde 90’ına karşılık geldiğini aktardı. Güneş,
rüzgâr ve batarya maliyetlerindeki düşüşlerin yanı sıra Avrupa Birliği’nin
sınırda karbon düzenlemesinin de dönüşümü ihracatçılar açısından önemli hale
getirdiğini anlattı.
“Yenilenebilir enerji tek başına yeterli değil”
Ember Türkiye ve Kafkaslar Bölge Lideri Ufuk Alparslan, yalnızca
elektrik üretiminde yenilenebilir kaynaklara geçmenin ekonomiyi bütünüyle
karbonsuzlaştırmaya yetmeyeceğini söyledi. Ulaşım, ısınma ve sanayi gibi
alanlarda fosil yakıtlarla yapılan işlemlerin elektrikle gerçekleştirilmesini
ifade eden elektrifikasyonun enerji ithalatını azaltma ve verimliliği artırma
potansiyelini vurguladı. Türkiye’nin petrol tüketiminde yaklaşık yüzde 85,
doğal gazda yüzde 90’ın üzerinde ithalata bağımlı olduğunu belirten Alparslan,
COP31 gündemindeki 2035’e kadar nihai enerji tüketiminde elektriğin payını
yüzde 35’e çıkarma hedefinin kapsamlı bir dönüşüm gerektirdiğini aktardı.