Haber Tarihi
May 20,2026 12:41
SESSİZ TEHLİKE HANTAVİRÜS: DOĞANIN İMDAT ÇAĞRISI!
“İstanbul Aile Hekimliği Derneği (İSTAHED) Bilim Komisyonu Üyesi Uzm. Dr. Gülşah Keçebaş, kemirgenlerden insanlara bulaşan ve son dönemde küresel boyutta dikkat çeken hantavirüs hakkında hayati uyarılarda bulundu. Keçebaş, virüsün yapısından korunma yollarına kadar pek çok önemli noktaya dikkat çekti.”
"Bağışıklık Sistemini Hedef Alıyor"
Hantavirüsün genetik akrabalarının aksine kene veya sivrisinek gibi
eklembacaklılarla değil, kemirgenlerle taşınan bir RNA virüsü olduğunu belirten
Uzm. Dr. Gülşah Keçebaş, virüsün segmentli yapısının farklı suşlar arasında
genetik parça değişimi riskini doğurduğunu ifade etti. Bu durumun virüsün
aniden daha bulaşıcı veya daha hastalık yapıcı bir forma evrilme potansiyelini
açıkladığını söyleyen Keçebaş, virüsün insan vücudundaki zararına ilişkin
şunları kaydetti: "İnsan hastalığında verdiği zararın büyük kısmı doğrudan
hücrelerimizi parçalamasından değil bağışıklık sistemimizi bozma
mekanizmalarıyla ilişkilidir. Bağışıklık sistemimizde yarattığı bu bozulma ile
akciğerlerde ve böbreklerde hasar yaratarak hastalık meydana getirir.".
Tarihten Günümüze: "Bilinmezden Bilinebilirliğe"
Hantavirüslerin tarihini ekolojik dengenin insan sağlığı üzerindeki
etkisinin en somut örneği olarak tanımlayan Keçebaş, benzer hastalık
tablolarının modern tıptan çok önce M.Ö. 960 yıllarında Çin’de kayıt altına
alındığını belirtti. Virüsün modern tıp dünyasınca ciddiyetle ele alınmasının
Kore Savaşı ile olduğunu söyleyen Keçebaş, 1976 yılında Dr. Ho-Wang Lee’nin
virüsü ilk kez izole etmeyi başardığını ve vakaların görüldüğü Hantaan Nehri’ne
atfen "Hantaan Virüsü" adının verildiğini aktardı. 1993 yılında ABD’de
yaşanan ani genç ölümleriyle virüsün akciğerleri tutan formunun (HPS) ilk kez
resmi olarak tanımlandığını dile getirdi.
"Türkiye'de Tablo Kontrol Edilebilir"
Türkiye’deki vakalara da değinen Keçebaş, ülkemizde hantavirüs varlığının
ilk kez Şubat 2009'da Zonguldak ve Bartın bölgesinde rapor edildiğini
hatırlattı. Türkiye'deki vakaların Amerika’daki ölümcül akciğer formunun aksine
genellikle böbrek tutulumuyla (HFRS) seyrettiğini belirten Keçebaş,
"Vakaların %90'ından fazlası tam iyileşme ile sonuçlanmıştır. Ölümleri
azaltan en önemli faktör, hastaların hızla diyaliz imkanı olan merkezlere
ulaştırılması olmuştur" dedi. Sağlık Bakanlığı'nın son bildirimlerine göre
yurt içinde aktif bir salgın kümesi bulunmadığını da sözlerine ekledi.
Güncel Tehdit: "Andes Virüsü" Alarmı
Mayıs 2026 başında bir yolcu gemisinde patlak veren salgının tıp dünyasında
alarm seviyesini artırdığını söyleyen Dr. Keçebaş, bu salgına neden olan Andes
virüsünün insandan insana yakın temasla bulaşabilen tek hantavirüs türü
olduğunu belirtti. Bu süreçte Türkiye’ye getirilen 3 yolcunun testlerinin
negatif sonuçlandığının resmi olarak duyurulduğunu ifade etti.
"Asla Kuru Süpürge Kullanmayın"
Korunma yöntemleri konusunda hayati uyarılarda bulunan Keçebaş, hantavirüsün
en yaygın bulaşma şeklinin kuru tozların süpürülerek havaya karışması olduğunu
vurguladı. Depo, tavan arası veya ahır gibi alanları temizlerken asla çalı
süpürgesi veya elektrikli süpürge kullanılmaması gerektiğini belirten Keçebaş,
"Bu, virüs yüklü partikülleri havaya kaldırır. Temizlenecek alan önce
mutlaka sulandırılmış çamaşır suyu ile ıslatılmalıdır" uyarısında bulundu.
Ayrıca riskli faaliyetlerde en az N95 tipi maske ve eldiven kullanılmasının
şart olduğunu dile getirdi.
Ne Zaman Doktora Başvurmalı?
Uzm. Dr. Gülşah Keçebaş, kırsal alanda bulunan veya kemirgen teması şüphesi
olan kişilerin; ani başlayan yüksek ateş, şiddetli bel ağrısı veya hızlı
gelişen nefes darlığı durumunda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna
başvurması gerektiğini belirtti. Keçebaş açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
"Hantavirüs vakalarındaki artış aslında doğanın bir imdat çağrısıdır.
Doğal dengeyi korumak, sadece çevreyi değil, doğrudan kendi sağlığımızı
korumaktır."