Haber Tarihi
Apr 23,2026 15:22
Güvenli Kentlerin Anahtarı: Kentsel Dönüşüm ve Zemin Gerçeği
“Türkiye, dünyanın en aktif sismik kuşaklarından biri olan Alp-Himalaya deprem hattı üzerinde bulunuyor. Ülke topraklarının yaklaşık yüzde 92’si deprem tehlikesi altında yer alırken, nüfusun büyük bölümü aktif fay sistemlerine yakın bölgelerde yaşamını sürdürüyor.”
Son 25 yılda yaşanan 1999
Marmara, 2011 Van, 2020 Elazığ ve 2023 Kahramanmaraş depremleri aynı gerçeği
tekrar ortaya koydu. Depremler değil, dayanıksız yapılar can kaybına neden
oluyor. Bu tablo, afet yönetiminde en güçlü çözümün risk azaltma ve kentsel dönüşüm
olduğunu gösteriyor.
Tanyer
Yapı Zemin Grubu Koordinatörü İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun,
İzmir'in aktif fay hatları üzerinde deprem riski yüksek bir metropol konumunda
olduğuna dikkat çekerek, “Ege Bölgesi’nin en büyük kenti İzmir, deniz içi ve
kara faylarının çevrelediği aktif bir deprem havzasında yer alıyor. Aktif fay
hatlarına yakınlık, yumuşak alüvyon zemin yapısı, eski ve yoğun yapı stoğu
kentte deprem riskini artıran üç temel unsur öne çıkıyor” dedi.
KRİTİK BİR UYARI
Özellikle
Bayraklı, Konak, Bornova, Karşıyaka ve Buca gibi merkez ilçelerde zemin
özellikleriyle yapı yoğunluğu birleştiğinde deprem kırılganlığının belirgin
şekilde arttığını hatırlatan Tozburun, 30 Ekim 2020 depreminin İzmir için
kritik bir uyarı niteliğinde olduğunu kaydetti.
Batuhan
Tozburun sözlerine şöyle devam etti: “7.0 büyüklüğündeki Samos Depremi, merkez
üssüne yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta olmasına rağmen İzmir’de ağır sonuçlar
doğurdu. Deprem sonrası ortaya çıkan teknik gerçekler şunları gösterdi:
Yerel
zemin etkileri deprem dalgalarını büyüttü, 1980 öncesi yapılar yüksek hasar
aldı, orta katlı binalarda rezonans etkisi oluştu, aynı sokakta farklı temel
sistemlerine sahip yapılar farklı performans gösterdi. Bu durum, deprem
güvenliğinin yalnızca bina kalitesiyle değil zemin-yapı etkileşimiyle doğrudan
bağlantılı olduğunu ortaya koydu”
ZAMANLA YARIŞ
BAŞLADI
Bilimsel
çalışmaların, İzmir için orta-yüksek seviyede deprem olasılığına işaret
ettiğini anlatan Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü İnşaat Yüksek Mühendisi
Batuhan Tozburun şu ifadeleri kullandı: “Bu nedenle kentsel dönüşüm artık bir
yatırım ya da imar meselesi değil; ulusal güvenlik ve yaşam güvenliği meselesi
haline gelmiş durumda. Depremi engellemek mümkün değil. Ancak doğru planlama,
güçlü zemin mühendisliği ve kararlı dönüşüm politikalarıyla kayıpları azaltmak
mümkün. Depreme hazırlık geleceğe yapılan en büyük yatırımdır”
Kentsel
dönüşüm konusunda İzmir'de büyük bir açık bulunduğuna işaret eden Tozburun,
“İzmir'de yaşanan depremin ardından yapılan dönüşüm çalışmaları, hasarlı yapı
stoğunun ancak yüzde 10'unu oluşturuyor. İzmir, birinci derecede deprem kuşağı
üzerinde yer alıyor. Olası bir depremde maddi ve manevi anlamda çok büyük
kayıplar verebiliriz. Bu konuda vatandaşların bilinçlenmesi, yerel yönetim ve
hükümet tarafından acil adımların atılması gerekiyor. Kentsel dönüşümle
birlikte yaşlı ve depreme dayanıksız konut stoğunun bir an önce ada bazlı
dönüştürülmesi yaşamsal önem taşıyor. İstanbul'da yaşanacak bir depremin
sonuçları ekonomik anlamda da ülkemize çok zarar verir. Öte yandan, Türkiye'nin
çevresindeki ülkelerin aksine savaşlardan uzak ve güvenli bir ülke olmasının,
Orta Doğulu ve uluslararası yatırımcılar açısından fırsat yaratacağını
düşünüyorum” diye konuştu.
ANAHTAR TESLİM
ZEMİN MÜHENDİSLİĞİ MODELİ
Tanyer Yapı Zemin
Grubu’nun sektörde güçlü bir konuma ulaştığını belirten Tozburun, son yıllarda
istikrarlı büyüme yakaladıklarını hatırlattı.
Yaklaşık 200 kişilik
uzman kadro ve geniş makine parkıyla hizmet verdiklerini belirten Batuhan
Tozburun, fore kazık, ankraj, jet grout, baret kazık ve diyafram duvar gibi
farklı zemin iyileştirme uygulamalarını eş zamanlı gerçekleştirebildiklerini
söyledi.
Ege Bölgesi’nin ardından İstanbul’da da faaliyet göstermeye başladıklarını kaydeden Tozburun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Firmalara tek elden anahtar teslim zemin mühendisliği hizmeti sunuyoruz.Kısa süre önce İstanbul'daki hastane projesini zamanında teslim ettik; şimdi de İzmir'de 2 yeni büyük projenin zemin işlerini sürdürüyoruz. Zemin alanında önemli bir konuma yükseldik. 3 ay kadar önce Allsancak projesinin ticari bölümünün zemin çalışmalarına başladık. Yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik bir alanda derin kazı, diyafram duvar, iksa, jet grout, fore kazık ve baret kazık gibi zemin işlerini yürütüyoruz. Zemin mühendisliği ve temel çalışmaları alanında 200 kişiye yakın deneyimli bir ekip ve geniş bir makine parkına sahibiz. Şu anda özellikle Bayraklı bölgesinde yeni kule ve ticari alanların zemin çalışmaları konusunda farklı firmalarla görüşme halindeyiz. Birkaç aya kadar bu bölgelerde yeni şantiyelere başlayacağız”