Haber Tarihi
Apr 23,2026 15:19
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nden yeni rapor: Türkiye’nin doğurganlık hızında ciddi kırılma yaşanıyor!
“Toplum Çalışmaları Enstitüsü raporuna göre Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2013–2024 döneminde 2,11’den 1,48’e geriledi. Düşüşün büyük kısmının ikinci çocuk kararındaki kırılmadan kaynaklandığına vurgu yapıldı.”
Ankara merkezli düşünce kuruluşu Toplum Çalışmaları Enstitüsü, “Türkiye’de
Toplam Doğurganlık Düşüşünün Anatomisi: 2013–2024 Dönemi Üzerine Bir Ayrıştırma
Analizi” başlıklı raporunu yayımladı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün Mehmet
Emin Sezgin imzalı son çalışmasında, Türkiye’de toplam doğurganlık hızının 2013
yılında 2,11 seviyesinden 2024 itibarıyla 1,484’e gerilediği tespit edildi.
Raporda, toplam doğurganlık hızındaki −0,626 puanlık kaybın bileşenlerine
ayrıştırıldığı belirtilerek, “kaybın yüzde 65,2’sinin parite geçiş
davranışından kaynaklandığı” ifade edildi.
Enstitünün çalışması ayrıca Türkiye’nin Toplam Doğurganlık Hızı (TDH)
serisini Horiuchi, Wilmoth ve Pletcher’ın ‘sürekli değişim’ modelini kullanarak
TÜİK idari kayıtlarına dayanan bir veri setiyle analiz eden ilk çalışma olma
özelliği de taşıyor.
En büyük kırılma ikinci çocukta
Çalışmada doğurganlıktaki düşüşün en belirleyici unsurunun ikinci çocuk
kararı olduğu vurgulandı. Buna göre, “toplam kaybın yüzde 56,6’sı tek başına
1’den 2’ye geçişteki kırılmadan, yani birinci çocuğa sahip ailelerin
ikincisinden vazgeçme eğiliminden kaynaklanmaktadır” ifadesine yer verildi.
Veriler, 2013–2024 döneminde 1’den 2’ye geçiş oranının 0,906’dan 0,725’e
gerilediğini gösteriyor. Raporda bu durumun, Türkiye’de doğurganlık
davranışında yeni bir evreye işaret ettiği belirtilerek, “2010’ların sonunda
1’den 2’ye geçişin tıkanmasıyla yeni ve daha kritik bir evreye girildiği”
değerlendirmesi yapıldı.
Evlilikteki düşüş de ikincil faktör
Raporda doğurganlık düşüşünde evlilik oranlarındaki gerilemenin de etkili
olduğu, ancak bunun ikincil düzeyde kaldığı belirtildi. Bu kapsamda, toplam
kaybın yüzde 34,8’inin evlilik etkisinden kaynaklandığı ifade edildi.
Çalışmada, “evlilik örüntüsündeki daralma anlamlı olmakla birlikte parite
etkisinin belirgin biçimde altında kalmaktadır” değerlendirmesine yer verildi.
Ekonomik mekanizma vurgusu
Raporda doğurganlıktaki düşüşün yalnızca demografik değil, aynı zamanda
ekonomik bir boyutu olduğu vurgulandı.
Bu çerçevede, “1’den 2’ye geçiş kırılmasının yalnızca demografik bir olgu
olmadığı, bunun gerisinde somut bir ekonomik mekanizmanın yattığı” ifade
edildi.
TÜİK verilerine dayanan analizde, en düşük gelir grubunda konut ve gıda
harcamalarının toplam payının yüzde 63,6’ya ulaştığı belirtilerek, bu durumun
ikinci çocuk kararının önünde finansal bir engel oluşturduğuna işaret edildi.
Bakım yükü ve istihdam ilişkisi
Çalışmada çocuk bakımının büyük ölçüde hane içinde karşılandığına dikkat
çekildi. Buna göre, Türkiye’de 0–5 yaş grubunda çocuk bulunan hanelerde bakımın
yüzde 88 oranında anne tarafından üstlenildiği, kurumsal bakımın ise oldukça
sınırlı olduğu belirtildi.
Raporda ayrıca kadınların işgücü ile doğurganlık kararları arasındaki
ilişkiye dikkat çekilerek, “çocuk bakım yükümlülüklerinin kadınların işten
ayrılma nedenleri arasında ilk sırada yer aldığı” ifade edildi.
Politika tasarımı uyarısı
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün raporunda, doğurganlık düşüşünün doğru
analiz edilmemesi halinde politika tasarımının etkisiz kalabileceği
vurgulandı.Bu kapsamda, “ayrıştırma olmadan politika tasarımı karanlıkta hedef
arayan bir müdahaleye dönüşür” değerlendirmesi yapıldı.
Çalışmada, özellikle ikinci çocuk kararını etkileyen ekonomik ve kurumsal
faktörlerin politika tasarımında öncelikli alan olarak ele alınması gerektiği
ifade edildi.