Haber Tarihi
Mar 14,2026 12:34
Her Geciken Konteyner Sanayici İçin Ek Maliyet
“ABD-İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması sadece enerji piyasalarını değil küresel ticaret zincirinin önemli bir bölümünü de olumsuz etkiliyor. Bu bölgenin dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olduğunu belirten Sea Art Lojistik Genel Müdürü Burcu Çamur, “Boğazın kapanması veya riskli hale gelmesi, taşıma maliyetlerinin artmasına ve sevkiyat sürelerinin uzamasına yol açabilir. Özellikle petrol, petrokimya ürünleri ve Asya’dan gelen birçok ham madde için maliyet baskısı oluşabilir” dedi.”
Hürmüz Boğazı çevresinde yükselen jeopolitik gerilim, dünya ticaretinin en
kritik deniz geçitlerinden birinde hareketliliğin yavaşlamasına neden oldu.
Bölgedeki güvenlik riskleri nedeniyle petrol ve LNG tankerlerinin geçişlerinde
aksaklıklar yaşanırken, enerji sevkiyatının önemli bir bölümü gecikmeye
başladı. Bu durum, küresel enerji akışının yanı sıra sanayi üretimini besleyen
hammadde tedarikinde de belirsizlik yaratıyor. Körfez hattında artan riskler
nedeniyle bazı sevkiyatların limanlarda veya açık denizde bekletildiği
belirtilirken, enerji ve sanayi şirketleri olası gecikmelere karşı
sözleşmelerinde mücbir sebep maddesini devreye almaya başladı. Katar, Kuveyt
gibi enerji ihracatçısı ülkelerden çıkan sevkiyatlar ile Hindistan ve Çin gibi
büyük tüketici pazarlarına giden yüklerde yaşanan gecikmeler, küresel tedarik
zincirinde yeni bir krizi de beraberinde getiriyor.
“Mücbir Sebep Krizin Büyüklüğünü Ortaya Koyuyor”
Körfez hattındaki bu belirsizlik durumun küresel tedarik zincirinde yeni bir
dönemi başlattığının altını çizen Sea Art Lojistik Genel Müdürü Burcu Çamur,
“Limanlarda bekletilen her konteyner ve açık denizde rotasını değiştirmek
zorunda kalan her tanker, sanayici için ek maliyet ve gecikme demektir. Navlun
fiyatlarındaki kontrolsüz artış ve uzayan teslimat süreleri, çok yakında başka
konuları da gündemimize getirebilir. Birçok küresel oyuncunun şimdiden mücbir
sebep maddelerine devreye sokması durumun ciddiyetini ve operasyonel
sürdürülebilirliğin ne kadar büyük bir tehdit altında olduğunu açıkça ortaya
koyuyor” dedi.