Haber Tarihi
Mar 12,2026 14:27
Kaliteli Kolostrum Kullanımı, Buzağılarda İshale Karşı İlk Savunma Hattını Oluşturuyor
“Buzağı ishalleri, doğumdan sonraki ilk haftalarda sığır yetiştiriciliğinde en fazla kayba yol açan sağlık sorunlarının başında geliyor. Bakteriyel, viral ve paraziter etkenlerin birlikte rol oynadığı bu tablo, özellikle yaşamın ilk 1–4 haftasında hızla gelişen sıvı ve elektrolit kaybı nedeniyle buzağıların sağlığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Trouw Nutrition Türkiye Yem Katkı ve Hayvan Sağlığı Ürün Grubu Müdürü Dr. Kazım Bilgeçli, buzağıların enfeksiyonlara karşı en önemli koruma mekanizmasının doğumdan hemen sonra alınan kaliteli kolostrum olduğunu vurguluyor. Dr. Bilgeçli, “Kolostrum yönetiminin doğru yapılmadığı işletmelerde buzağı ishallerinin görülme sıklığı belirgin şekilde artıyor. Hastalık geliştiğinde ise en kritik nokta, sıvı ve elektrolit kayıplarının hızla yerine konmasıdır” diyor.”
Sığır yetiştiriciliğinde doğumdan sonraki ilk haftalarda görülen buzağı
ishalleri, dünya genelinde sürü sağlığını ve işletme verimliliğini doğrudan
etkileyen en önemli sağlık sorunları arasında yer alıyor. Hayvan besleme ve
sağlığı alanındaki bilimsel çalışmalarıyla sektöre yön veren Trouw Nutrition,
buzağıların yaşamın erken döneminde karşılaştığı bu tür sağlık sorunlarına
yönelik koruyucu ve destekleyici besleme çözümleri geliştirerek üreticilerin
sürü sağlığını daha etkin şekilde yönetmesine katkı sağlıyor.
Buzağı ishalleri birden fazla bağlı olarak şekillenebilir
Buzağı ishallerine karşı dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın bu
hastalığın tek bir nedene bağlamamak olduğuna dikkat çeken Trouw Nutrition
Türkiye Yem Katkı ve Hayvan Sağlığı Ürün Grubu Müdürü Dr. Kazım Bilgeçli,
“Enterotoksijenik Escherichia coli gibi bakteriyel etkenler, bovine rotavirus
ve bovine coronavirus gibi viral patojenler ile Cryptosporidium parvum gibi
paraziter etkenler bu tabloyu tetikleyebiliyor. Bu patojenler bağırsak epitel
hücrelerine zarar vererek emilim yüzeyini azaltıyor, bağırsak mukozasında
inflamasyona yol açıyor ve sonuçta ciddi sıvı ve elektrolit kaybıyla seyreden
sulu ishal tablosu ortaya çıkıyor. Özellikle rotavirusun villus atrofisine
neden olarak malabsorbsiyon oluşturması ya da coronavirusun hem ince hem kalın
bağırsakta hasar meydana getirmesi, hastalığın klinik seyrini
ağırlaştırabiliyor. Türkiye’de yapılan saha çalışmalarında rotavirus, Giardia
ve Cryptosporidium türlerinin neonatal ishalli buzağılarda önemli oranlarda
tespit edilmesi de bu etkenlerin saha koşullarındaki önemini açıkça ortaya
koyuyor” dedi.
Kolostrum yönetimi ve doğru destek buzağı ishali riskini azaltıyor
Buzağıların bağışıklık durumunun hastalık gelişiminde belirleyici olduğuna
Vurgu yapan Dr. Kazım Bilgeçli, “Sığır plasentasının yapısı gereği,
buzağılar anne karnında immünoglobulin geçişi sağlayamaz. Bu nedenle doğumdan
sonra yeterli miktarda ve kaliteli kolostrum alımı, buzağının enfeksiyonlara
karşı ilk savunma hattını oluşturur. Özellikle doğumdan sonraki ilk iki saat
içinde verilen kolostrum, pasif bağışıklık transferinin başarısı açısından
kritik öneme sahiptir. Kolostrum kalitesinin refraktometre ile ölçülmesi,
hijyenik koşullarda saklanması ve doğru miktarda verilmesi sürü sağlığı
yönetiminin temel uygulamalarından biridir. Bunun yanı sıra doğum alanlarının
temizliği, buzağıların kuru ve bireysel bölmelerde barındırılması, düzenli
dezenfeksiyon uygulamaları ve hasta hayvanların hızlı şekilde izole edilmesi de
enfeksiyon baskısını azaltan önemli yönetim uygulamalarıdır. Kolostrumun
gecikmeli ya da yetersiz verilmesi durumunda pasif bağışıklık transferi
başarısız olur ve buzağılar enfeksiyonlara karşı çok daha savunmasız hale
gelir. Özellikle kalabalık barınaklar, hijyen eksikliği, stres faktörleri ve
hatalı besleme programları hastalığın görülme sıklığını artıran çevresel risk
faktörleri arasında yer alır” ifadelerini kullandı.
Sıvı kayıplarının hızla yerine konması, tedavinin temelini oluşturuyor
Buzağı ishallerinde doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Dr.
Kazım Bilgeçli, sözlerini şöyle tamamladı: “Buzağı ishallerinde temel sorun
bağırsak mukozasında emilim ve sekresyon dengesinin bozulmasıdır. Enterosit
hasarı ve villus atrofisi sonucunda bağırsak lümenine aşırı sıvı geçişi olur ve
buzağılar vücut ağırlıklarına oranla çok kısa sürede ciddi miktarda sıvı
kaybedebilir. Bu durum dehidratasyon, hiponatremi, hiperkalemi ve metabolik
asidoz gibi metabolik bozukluklara yol açabilir; hatta tedavi edilmediğinde
dolaşım bozukluğu ve ölümle sonuçlanabilir. Bu nedenle tedavinin temelini sıvı
ve elektrolit kayıplarının hızla yerine konması oluşturur. Hafif ve orta
dereceli vakalarda oral elektrolit solüsyonları etkili bir çözüm sunar. Bu
amaçla geliştirilen Farm-O-San Rediar, sindirim bozuklukları ve ishal
durumlarında fizyolojik sindirimi desteklemek ve su-elektrolit dengesinin
stabilizasyonunu sağlamak üzere geliştirilmiş bir tamamlayıcı yemdir.
İçeriğinde bulunan bikarbonat ve sitrat gibi tampon maddeler metabolik asidozun
dengelenmesine yardımcı olurken, psyllium kabuğu bağırsakta jel form
oluşturarak bağırsak duvarının korunmasına ve dışkı kıvamının iyileşmesine
destek verir. Ayrıca içerdiği glikoz enerji sağlarken sodyum ve su emilimini
teşvik eder; Na, K ve Cl gibi elektrolitler ise bilimsel çalışmalarla
desteklenen uygun seviyelerde formüle edilmiştir. Aromatik yapısı sayesinde
buzağılar tarafından istekle tüketilen bu tür çözümler, doğru sürü yönetimi ve
besleme uygulamalarıyla birlikte kullanıldığında buzağı sağlığının korunmasına
önemli katkı sağlar.”