Haber Tarihi
Feb 20,2026 16:13
Araştırmalara göre süt ürünleri, susuzluğu gidermede etkili bir seçenek
“Vücudun normal fizyolojik işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli sıvı dengesinin korunması, yani hidrasyon, insan sağlığının temel unsurlarından biridir. Oruç tutulan Ramazan ayında bu, daha da önemli hale gelir.”
Geleneksel olarak su, susuzluğu gidermenin en iyi yolu olarak kabul edilir.
Ancak son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar, içeceklerin yalnızca su
içeriğinin değil aynı zamanda besin ve elektrolit bileşimlerinin de hidrasyon
üzerinde belirleyici olduğunu, bazı besin değeri yüksek içeceklerin bu konuda
en az su kadar, hatta bazı durumlarda sudan daha etkili olabildiğini ortaya
koymaktadır.
Son 10 yılda yapılan ve American Journal of Clinical Nutrition, Nutrients ve
Journal of Renal Nutrition and Metabolism dergilerinde yayınlanan 4 ayrı klinik
araştırma, içeceklerin vücutta sıvı tutulumu üzerindeki etkilerini incelemiş ve
“İçecek Hidrasyon İndeksi” (Beverage Hydration Index – BHI) kavramı ortaya
atılmıştır. Bu çalışmalar süt gibi protein, karbonhidrat ve elektrolit içeren
içeceklerin vücutta sıvının daha uzun süre tutulmasına katkı sağlayabildiğini
göstermektedir. Söz konusu besin bileşenlerini içeren ayran ve kefir gibi
fermente süt ürünleri de susuzluğu giderme açısından son derecede faydalı
ürünler olarak karşımıza çıkmaktadır.
“Süt ve fermente süt ürünleri sıvı kaybından koruyor”
Süt ve süt ürünlerinin vücuttaki su dengesi üzerindeki etkisine dikkat çeken
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Hami
Alpas, “Sütün içerdiği protein, laktoz ve elektrolit gibi besin bileşenleri,
mide boşalmasını yavaşlatıyor ve sıvı kaybını azaltıyor. Bu sayede sıvının daha
uzun süre vücutta tutulmasına katkı sağlıyor. Süt, susuzluğu giderme konusunda
bazı bilimsel araştırmalara göre en az su kadar, bazı araştırmalara göre ise
sudan daha etkili olabiliyor” dedi.
Prof. Dr. Alpas, ayran ve kefir gibi süt bazlı fermente içeceklerin de sıvı
içeriği ve süte benzer besin bileşimi sayesinde susuzluğu gidermede etkili
ürünler olduğunu, bu içeceklerin probiyotik olması itibariyle sindirim sağlığı
ve genel sağlık için de çok yararlı olduğunu söyledi.
Özellikle Ramazan ayında gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğine de
vurgu yapan Alpas, tüketicilerin güvenilir noktalarda satılan ambalajlı süt ve
süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi. Alpas, “Denetim
mekanizmasının tamamen dışında kalan sokak sütü gibi ürünler, tüketici sağlığı
açısından risk teşkil etmektedir. Öte yandan ambalajlı ürünler, çiftlikten
tüketiciye ulaşana kadar her aşamada denetlenmekte, gıda standartlarına uygun
şekilde işlenmekte ve muhafaza edilmektedir. Bu nedenle, tüketicilerin
tercihlerini ambalajlı ürünlerden yana kullanmasını öneriyoruz” dedi.
“Ramazan ayında da her yaştan tüketicinin sofrasında bulunmalı”
Konuya ilişkin bir değerlendirme yapan İstinye Üniversitesi Beslenme ve
Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Elmacıoğlu, ayran ve kefirin terleme
ile kaybedilen su ve minerallerin yerine konmasına katkı sağlayan önemli
içecekler olduğunu belirtti. Elmacıoğlu, ayranın kişinin ihtiyacı olan vitamin,
mineral, protein ve diğer besin öğelerinin vücuda dengeli şekilde alınmasına
olanak sağladığını ifade etti.
Oruç tutulan Ramazan ayında, sahur ve iftar arasında geçen sürede vücudun
sıvı dengesinin korunmasının büyük önem taşıdığını belirten Elmacıoğlu, bu
bağlamda süt, ayran ve kefir gibi içeceklerin ve yoğurt kullanılan yemek,
çorba, cacık gibi geleneksel ürünlerin vücudun sıvı alımını desteklediğini,
içerdiği protein ve elektrolitler sayesinde sıvının vücutta daha uzun süre
tutulmasına, dolayısıyla hidrasyonun korunmasına yardımcı olduğunu söyledi.
Erişkin tüketicilerin süt ürünlerinden uzak durması gerektiği yönünde son
dönemde basına yansıyan söylemleri de eleştiren Prof. Dr. Elmacıoğlu, bu gibi
açıklamaların bilimsel araştırma sonuçlarıyla çeliştiğini, söz konusu süt
ürünlerinin her yaştan tüketicinin beslenmesinde yer alması ve Ramazan ayında
mutlaka sofralarda bulunması gerektiğini vurguladı.
Ayran ve kefir tüketimi istikrarlı biçimde artıyor
Türkiye’de ayran, hem geleneksel tüketim alışkanlıklarının hem de sanayi
üretiminin önemli ürünlerinden biri olmayı sürdürüyor.
Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği’nin (ASÜD)
verilerine göre, son yıllara ilişkin üretim verileri incelendiğinde, ayran ve
kefirin istikrarlı bir büyüme eğilimi göstermesi dikkat çekmektedir. 2023’te
830 bin tona yükselen ayran ve kefir üretimi 2024 yılında bir önceki yıla göre
yaklaşık %16 artışla 960 bin tona ulaşarak önemli bir büyüme kaydetmiştir. 2025
yılında ise ayran ve kefir üretimi %9’un üzerinde artarak 1 milyon 50 bin ton
olarak gerçekleşmiştir. Bu veriler, ayran ve kefir üretiminin son dönemde
sürekli artış eğiliminde olduğunu ve sektörün büyümeye devam ettiğini
göstermektedir.
Üretimdeki düzenli büyüme; fermente süt ürünlerinin iç pazarda güçlü talep
görmesi ve süt sanayisinde katma değerli ürünlere yönelimin artmasıyla
ilişkilendirilmektedir. Türkiye’de süt ürünleri sektörü, son yıllarda hem
üretim hem de ürün çeşitliliği açısından dikkat çekici bir gelişim
sergilemektedir. Özellikle probiyotik yoğurt, protein içeriği zenginleştirilmiş
ürünler ile ayran ve kefir gibi fermente probiyotik süt ürünlerinin, pandemi
sonrası artan sağlık bilinciyle her yıl yaklaşık yüzde 10 oranında büyüdüğü
ifade edilmektedir.