Haber Tarihi
Oct 09,2026 12:29
Enerji depolamada ‘projeden yatırıma geçiş’ dönemi başladı, 2026’yı 1 GWh kapasite ile bitireceğiz
“Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) yöneticileri, enerji basınının temsilcileriyle İstanbul’da düzenlenen sohbet toplantısında bir araya geldi. EDEDER Yönetim Kurulu Başkanı Doğa Can Bayram ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya’nın ev sahipliği yaptığı toplantıda, dünyada ve Türkiye’de enerji depolama sektörünün 2026 yılı performansı, 2027 beklentileri ve COP31 süreci ışığında enerji depolamanın öneminin artacak olması değerlendirildi. EDEDER tarafından bu yıl 8 Aralık’ta Ankara’da üçüncü kez düzenlenecek olan Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi de toplantıda ele alınan başlıklardan biri oldu. ”
Toplantıda, enerji arz güvenliğinin küresel gündemdeki ağırlığının Orta
Doğu’da yaşanan çatışmalar sonrası 2026 yılında daha da arttığına işaret
edilirken, yenilenebilir enerji kapasitesindeki büyümenin depolama ve şebeke
yatırımlarını başta enerji ithalatçısı ülkeler olmak üzere bütün ülkeler için
daha da acil ve zorunlu hale getirdiği vurgulandı. EDEDER yönetimine göre
enerji depolama, yalnızca yenilenebilir enerji yatırımlarını tamamlayan bir
teknoloji olmaktan çıkarak arz güvenliği, şebeke esnekliği ve enerji
sisteminin dayanıklılığı açısından temel altyapı unsurlarından biri haline
geldi.
“2026 enerji depolamada önemli bir eşik yılı oldu, yıl sonuna kadar 1 GWh
devreye alınmış olacak”
EDEDER Başkanı Doğa Can Bayram, 2026’nın Türkiye’de enerji depolama
açısından yeni bir dönemin başlangıcı olduğunu belirterek, uzun süredir
mevzuat, ön lisanslar ve proje geliştirme süreçleri üzerinden konuşulan
yatırımların artık sahaya inmeye başladığına dikkat çekti. Bayram, “2026’yı
Türkiye’de enerji depolamanın proje aşamasından gerçek yatırıma geçişinde
önemli bir eşik yılı olarak değerlendiriyoruz. Yıl sonuna kadar 1 GWh depolama
kapasitesi devreye alınmış olacak. Enerji depolamayı artık yalnızca güneş ve
rüzgâr yatırımlarının tamamlayıcı unsuru olarak görmek mümkün değil.
Yenilenebilir kaynakların elektrik sistemindeki payı büyüdükçe üretim ve
tüketim arasındaki dengenin sağlanması, şebeke esnekliği, arz güvenliği ve
elektrik sisteminin etkin yönetimi açısından depolama başlı başına stratejik
bir altyapıya dönüşüyor” dedi.
2026 yılında bu dönüşümün sahada da karşılık bulmaya başladığını belirten
EDEDER Başkanı Bayram, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre
onaylanan depolama projelerinin toplamının 12,500 MW’yi aştığını söyledi.
Şebeke ölçekli batarya tesislerinin ticari işletmeye geçtiğini ve ilk müstakil
depolama tesislerinin devreye alındığını kaydeden Bayram, sektör olarak
Türkiye’nin ‘kendi kendine yeten bir enerji adası olması’ hedefiyle hareket
ettiklerini söyleyen Doğa Can Bayram, sektörün şu ana kadar kat ettiği
mesafenin bu hedefe ulaşılmasında çok önemli olduğunu kaydetti.
32,3 GWh’lık proje portföyünde kritik konu: Yatırıma dönüşüm
EPDK’nın Temmuz 2026 sektör raporuna göre yürürlükteki rüzgâr ve güneş ön
lisanslarının 620 proje ve yaklaşık 32,3 GWh’ya ulaştığını belirten Bayram,
enerji depolamada yalnızca MW cinsinden kurulu güce değil, sistemlerin ne kadar
süreyle enerji sağlayabildiğini gösteren MWh ve GWh kapasitesine de
odaklanılması gerektiğini vurguladı. “Önümüzde önemli büyüklükte bir proje
portföyü var. Bundan sonraki aşamada sektörün başarısını, bu portföyün ne
kadarının yatırıma dönüşeceği belirleyecek. Bunun için yatırımların önünü açan,
gelir modellerini öngörülebilir hale getiren ve depolamanın elektrik sistemine
sunduğu hizmetlerin ekonomik karşılığını bulmasını sağlayan bir piyasa yapısına
ihtiyaç var” diyen Bayram, finansmana erişimin de bu süreçte belirleyici
olacağını ifade etti. Bayram, sektör olarak depolama alanında ilk santrallerin
devreye girmesiyle oluşan gelir modellerini ispat ettiklerine dikkat çekerek bu
durumun ‘finanse edilebilirlik’ açısından çok önemsedikleri bir gösterge
olduğuna dikkat çekti.
EDEDER’e göre depolama sistemlerinin şebekeye sunduğu esneklik, dengeleme ve
sistem güvenliği hizmetlerinin doğru tanımlandığı rekabetçi ve sürdürülebilir
bir piyasa yapısı, ön lisans portföyünün yatırıma dönüşmesini hızlandıracak
temel unsurlardan biri olacak.
“2027’de yalnızca kapasite değil, piyasanın olgunlaşması da konuşulacak”
EDEDER Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, halen 33 bin 500 MW’lık depolama ön
lisanslarının 530 MW’lık kısmının devreye alınmış olmakla birlikte 2027’de
sektörün gündeminin yalnızca yeni kapasite artışından ibaret olmayacağını,
enerji depolama piyasasının daha da olgunlaşmasının da öne çıkacağını söyledi.
Kaya, “Müstakil depolama tesislerinin yaygınlaşması, depolamalı RES ve GES
projelerinin daha büyük ölçekte devreye girmesi, yan hizmetler ve diğer gelir
mekanizmalarının gelişmesi ve şebeke yatırımlarının depolama yatırımlarıyla eş
zamanlı ilerlemesi 2027’nin temel gündem başlıkları olacak. Depolamanın sistem
için yarattığı değerin doğru fiyatlanması ve yatırımcı açısından öngörülebilir
bir yapının oluşması sektörün önünü açacaktır” dedi. Depolama yatırımlarının
dünya çapında ‘yeşil finansman’ seçeneklerinden daha fazla yararlanmasını
beklediklerini söyleyen Ramazan Kaya, “Mevcut durumda herkes enerji yönetiminin
daha iyi yapılabilmesi ve gelir modellerinin oluşması için depolama sistemleri
kurmaya yöneliyor” şeklinde konuştu.
2027 gündeminin iki somut başlığına da dikkat çeken Kaya, Enerji ve Tabii
Kaynaklar Bakanlığı’nın YEKA modeline benzer bir Depolama Kaynak Alanı (DEKA)
modelini hayata geçirmesinin ve hazırlanmakta olan 2040 Türkiye Ulusal Enerji
Planı’nda depolama hedefinin yenilenebilir enerji hedefleriyle aynı ölçekte
büyütülmesinin sektör açısından önemli olduğunu da ifade etti.
COP31 enerji depolamanın rolünü daha görünür hale getirecek
Toplantının bir diğer gündem maddesini Kasım ayında Antalya’da Türkiye’nin
ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 oluşturdu. Artan jeopolitik riskler ve
küresel enerji piyasalarında yaşanan arz kesintileri de enerji arz güvenliğinin
yalnızca petrol ve doğal gaz tedarikiyle değil, yenilenebilir enerji, güçlü
şebeke altyapısı ve depolama kapasitesiyle birlikte değerlendirilmesi
gerektiğini ortaya koyuyor.
EDEDER Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, konuyla ilgili yaptığı
değerlendirmede, COP31’in Türkiye açısından önemli bir fırsat olduğunu
belirterek, “Enerji dönüşümünün bundan sonraki aşamasında mesele yalnızca daha
fazla yenilenebilir enerji üretmek değil; ürettiğimiz temiz enerjiyi doğru
zamanda, doğru yerde ve en yüksek sistem faydasıyla kullanabilmek. Bunun
anahtarlarından biri de enerji depolama. COP31’in Türkiye’de düzenlenmesini, bu
yaklaşımı ve ülkemizin enerji depolamadaki potansiyelini uluslararası ölçekte
ortaya koymak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. COP31 Zirvesi ile
birlikte yenilenebilir kapasitenin daha da artması da bir diğer önemli
beklentimiz” dedi.
“Bölgenin Batarya Üssü: Türkiye”
EDEDER, enerji depolamayı aynı zamanda Türkiye için önemli bir sanayi ve
teknoloji fırsatı olarak değerlendiriyor.
Türkiye’nin hedefinin yalnızca batarya kullanan veya depolama tesisi kuran
bir ülke olmakla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çeken EDEDER, konteyner
ve sistem entegrasyonundan güç elektroniğine, BMS ve EMS yazılımlarından
mühendislik hizmetlerine kadar değer zincirinin önemli halkalarında Türkiye’nin
mevcut yetkinliklerinin daha ileri taşınabileceğine mutlak gözüyle bakıyor.
Batarya hücresi üretimi alanındaki çalışmalar da bu çerçevede önem taşıyor.
Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı ve mühendislik kabiliyetinin yanı sıra
Avrupa, Orta Doğu, Kafkaslar ve Orta Asya arasındaki konumunun önemli bir
avantaj sağladığını hatırlatan EDEDER Başkanı Doğa Can Bayram, “EDEDER olarak
uzun süredir ‘Bölgenin Batarya Üssü: Türkiye’ vizyonunu vurguluyoruz. Amacımız
yalnızca Türkiye’de yüksek miktarda depolama kapasitesi kurmak değil; teknoloji
geliştiren, üreten, mühendislik hizmeti sunan ve çevre ülkelere ihracat
yapabilen güçlü bir enerji depolama ekosistemi oluşturmak. COP31 İklim
Zirvesi’nin bu vizyonu uluslararası ölçekte ortaya koymak için de önemli bir
fırsat olacağına inanıyoruz” şeklinde konuştu.
Sektör 8 Aralık’ta 3. Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi’nde buluşacak
Toplantıda EDEDER’in 8 Aralık 2026 tarihinde Ankara’da düzenleyeceği 3.
Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi hakkında da bilgi verildi.
Enerji depolama ekosisteminin farklı paydaşlarını bir araya getirecek
kongrede, başta 2027 olmak üzere önümüzdeki 5 ve 10 yıla yönelik yatırım
gündemi, piyasa mekanizmaları, mevzuat, teknolojik gelişmeler, yerli üretim ve
Türkiye’nin bölgesel enerji depolama merkezi olma hedefinin hem Türkiye’den hem
de dünyadan uzman konuşmacılar tarafından ele alınması planlanıyor.