Haber Tarihi Oct 08,2026 12:54

Veri merkezlerinin sayısı artarken riskler de büyüyor

“Yapay zekâ, bulut bilişim ve dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte veri merkezleri dünyanın en kritik altyapı yatırımları arasına giriyor. Ancak milyarlarca dolarlık teknoloji yatırımlarını barındıran bu tesisler; yangın, elektrik kesintisi, soğutma sistemi arızaları ve doğal afetlerin yanı sıra siber saldırılar ve hizmet kesintileri gibi birbirini tetikleyebilen çok katmanlı risklerle karşı karşıya kalabiliyor. IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, veri merkezlerinde risk yönetiminin yalnızca fiziksel varlıkların sigortalanmasıyla sınırlı ele alınamayacağını belirterek, iş durması, gelir kaybı, siber riskler ve üçüncü taraf sorumluluklarının da bütüncül bir sigorta programı içinde değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti.”

Dijital ekonominin büyümesiyle birlikte veri merkezlerinin taşıdığı stratejik önem de artıyor. Çok sayıda kurumun verisini, dijital operasyonlarını ve kritik uygulamalarını aynı altyapı üzerinde barındıran bu tesislerde meydana gelebilecek bir olay, yalnızca veri merkezi işletmecisini değil, buradan hizmet alan çok sayıda şirketin operasyonlarını da etkileyebiliyor.

Bu nedenle veri merkezi risk yönetimi, klasik bir tesisin risk yönetiminden farklı bir yaklaşım gerektiriyor. Yangın ve doğal afet gibi fiziki risklerin yanında enerji sürekliliği, jeneratör ve güç sistemleri, soğutma altyapısı, kritik ekipman arızaları, siber güvenlik ve hizmet sürekliliğinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

“Veri merkezlerinde küçük bir aksaklık zincirleme sonuçlar doğurabilir”

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği CEO’su Murat Çiftçi, veri merkezlerini diğer ticari ve endüstriyel tesislerden ayıran en önemli unsurlardan birinin operasyonların kesintisiz sürdürülmesi gerekliliği olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bir veri merkezinde fiziksel hasarın boyutundan bağımsız olarak hizmetin kesintiye uğraması çok daha geniş bir ekonomik etki yaratabilir. Elektrik altyapısındaki bir sorun, soğutma sisteminin devre dışı kalması veya kritik bir ekipmanın arızalanması sunucuların çalışmasını etkileyebilir ve bunun sonucunda hizmet verilen şirketlerin operasyonlarında da kesinti yaşanabilir. Dolayısıyla burada yalnızca binanın veya ekipmanın değerine değil, bir olayın yaratabileceği zincirleme sonuçlara bakmak gerekiyor.”

Veri merkezlerinde özellikle kesintisiz güç kaynakları, jeneratörler, batarya sistemleri ve yoğun enerji tüketen teknolojik ekipmanlar veri merkezi yangın riski açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken alanların başında geliyor. Bunun yanında sıcaklık ve nem seviyesinin belirli sınırlar içinde tutulmasını sağlayan soğutma sistemlerinde meydana gelebilecek arızalar da kritik teknoloji altyapısının zarar görmesine veya hizmetin kesintiye uğramasına neden olabiliyor.

Fiziki hasardan daha büyük maliyet: İş durması ve hizmet kesintisi

Veri merkezlerinde riskin finansal boyutunun yalnızca zarar gören ekipmanın yenilenme maliyeti üzerinden hesaplanamayacağını belirten Çiftçi, iş durması teminatının bu tesisler açısından kritik önem taşıdığını söyledi:

“Bir olay sonrasında hasar gören ekipmanın bedeli hesaplanabilir. Ancak veri merkezinin birkaç saat veya birkaç gün hizmet verememesinin yaratacağı finansal kayıp çok daha büyük olabilir. Bu nedenle fiziki hasar teminatı ile iş durması riskinin birbirinden bağımsız değil, birbirini tamamlayan yapılar olarak ele alınması gerekiyor. Sigorta programı oluşturulurken olası bir kesintinin süresi, gelir üzerindeki etkisi, hizmet bağımlılıkları ve operasyonun yeniden ayağa kaldırılması için gerekli süre doğru analiz edilmeli.”

Veri merkezlerinde yaşanabilecek bir kesintinin finansal etkileri, fiziksel hasarın çok ötesine geçebiliyor. İş durması teminatı, poliçe şartları doğrultusunda, fiziksel bir hasar nedeniyle faaliyetlerin kesintiye uğramasından doğan kayıplara karşı koruma sağlayabiliyor. Ancak her kesinti otomatik olarak teminat kapsamına girmiyor. Bu nedenle poliçe oluşturulurken kapsamın, limitlerin, bekleme sürelerinin, istisnaların ve teminatı devreye sokan koşulların dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.

Siber risk ile fiziksel risk artık birbirinden ayrı düşünülemez

Veri merkezlerinin aynı zamanda büyük miktarda kritik verinin ve dijital operasyonun merkezinde bulunması, siber riskleri de sigorta programının temel unsurlarından biri haline getiriyor.

Çiftçi, siber güvenlik sigortası ile fiziksel varlık sigortalarının birbirinin alternatifi olmadığını, farklı risk alanlarını tamamlayan yapılar olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

“Bir veri merkezinin karşı karşıya olduğu risk artık yalnızca fiziksel veya yalnızca dijital olarak sınıflandırılamıyor. Bir siber saldırı hizmet kesintisine neden olabilir; teknolojik altyapıda yaşanan bir sorun ise müşterilerin sistemlerine erişimini etkileyebilir. Bu nedenle siber riskler, fiziki hasar, iş durması ve sorumluluk risklerinin birbiriyle nasıl etkileşime girdiğinin bütüncül olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Asıl mesele poliçe sayısını artırmak değil, farklı poliçeler arasında teminat boşluğu oluşmasını önleyecek doğru yapıyı kurmak.”

Özellikle ticari siber güvenlik sigortası kapsamında veri ihlali, siber olay müdahale giderleri, sistemlerin yeniden devreye alınması ve siber olaylardan kaynaklanan iş kesintisi gibi başlıkların; veri merkezinin faaliyet modeli ve mevcut diğer poliçeleriyle birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

Standart poliçeler her veri merkezi için yeterli olmayabilir

Veri merkezlerinin yatırım büyüklüğü, kullandıkları teknoloji, enerji altyapısı, müşteri profili ve hizmet modellerinin birbirinden farklı olması nedeniyle tek tip bir veri merkezi sigortası yaklaşımının her işletmenin ihtiyacını karşılamayabileceğine dikkat çeken Çiftçi, doğru risk analizinin önemini vurguladı:

“Veri merkezlerinde sigorta programı oluşturulurken önce tesisin nasıl çalıştığını anlamak gerekiyor. Kritik ekipmanlar neler, enerji hangi kaynaklardan sağlanıyor, yedekleme sistemleri nasıl yapılandırılmış, soğutma altyapısında hangi bağımlılıklar var, olası bir kesinti ne kadar sürede telafi edilebilir ve üçüncü taraflara karşı hangi yükümlülükler bulunuyor? Bu soruların yanıtları sigorta programının yapısını doğrudan etkiliyor.”

Bu kapsamda mal varlığı ve makine kırılması gibi fiziksel risklere yönelik çözümlerin yanı sıra iş durması, elektronik ekipman, siber riskler ve üçüncü taraf sorumluluklarının da işletmenin faaliyet yapısına göre birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Büyük ölçekli ve yüksek bedelli yatırımlarda ise ihtiyaç duyulan kapasitenin oluşturulmasında uluslararası sigorta ve reasürans piyasalarına erişim önem kazanıyor.

Türkiye’de veri merkezi yatırımları yeni sigorta ihtiyaçlarını beraberinde getirecek

Türkiye’de veri merkezi yatırımlarının gelişmesiyle birlikte sigorta sektöründe de bu alana yönelik daha özel risk analizleri ve teminat yapılarının önem kazanacağını belirten Çiftçi, önümüzdeki dönemde teknoloji altyapısının sigortalanmasının daha stratejik bir alan haline geleceğini ifade etti:

“Veri merkezi yatırımları büyüdükçe sigorta ihtiyacının da yalnızca yatırım bedelinin korunması üzerinden değerlendirilmemesi gerekiyor. Bu tesislerin ekonomik değeri, kesintisiz hizmet verebilme kabiliyetleriyle doğrudan bağlantılı. Dolayısıyla gelecekte iş durması, siber risk, kritik ekipman, sorumluluk ve hizmet kesintisi gibi alanların daha fazla ön plana çıkacağını düşünüyoruz.”

IBS Sigorta ve Reasürans Brokerliği olarak veri merkezi yatırımlarının risk profillerini bütüncül olarak değerlendirdiklerini belirten Çiftçi, sözlerini şöyle tamamladı:

“IBS olarak veri merkezi işletmecilerinin ve yatırımcılarının fiziksel, operasyonel ve dijital risklerini birlikte analiz ediyoruz. Mevcut sigorta programlarındaki teminat, limit ve olası koruma boşluklarını değerlendiriyor; ihtiyaçlara uygun sigorta ve reasürans alternatiflerinin yapılandırılması için danışmanlık sunuyoruz. UIB ile birlikte sahip olduğumuz uluslararası pazar erişimimiz sayesinde özellikle yüksek bedelli ve kompleks teknoloji yatırımlarında farklı kapasite ve teminat alternatiflerini değerlendirerek müşterilerimizin sürdürülebilir risk yönetimi yaklaşımı oluşturmasına destek oluyoruz.”