Haber Tarihi
Jun 15,2026 14:36
Transit Ticaretin Lider Ülkesi Olabiliriz
“Küresel ticaretin yön değiştirdiği, sermayenin yeni güvenli limanlar aradığı ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye tarihi bir fırsatla karşı karşıya bulunuyor. Dış Ticarete Yön Verenler Derneği (DIŞYÖNDER) olarak, Türkiye'nin transit ticaret ve bölgesel dağıtım merkezi olma hedefini artık bir vizyon değil, acil bir ekonomik politika önceliği olarak görüyoruz.”
DIŞYÖNDER
Başkanı Dr.Hakan Çınar “Son yıllarda yaşanan Rusya-Ukrayna Savaşı, Kızıldeniz
krizi, Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimler, İsrail-İran hattındaki çatışmalar
ve küresel ticaret savaşları, şirketlerin tedarik zincirlerini yeniden
yapılandırmalarına neden oldu. Dünya ticaretinin alışılmış güzergâhları artık
daha maliyetli, daha riskli ve daha öngörülemez hale geldi. Tam da bu noktada
Türkiye, coğrafi konumu, gelişmiş lojistik altyapısı, güçlü limanları, hava
kargo kapasitesi ve Avrupa, Asya, Afrika ile Orta Doğu'nun kesişim noktasındaki
stratejik konumuyla öne çıkmaktadır.
Bugün dünya
nüfusunun yaklaşık yüzde 40'ına, küresel ekonominin ise yaklaşık yüzde 30'una
dört saatlik uçuş mesafesinde ulaşabilen Türkiye, transit ticaret açısından
doğal bir merkezdir. Ancak bu avantajın ekonomik değere dönüşebilmesi için yeni
bir vizyon ve cesur adımlar gerekmektedir.” ifadesini kullandı.
Sermaye
Yeni Bir Merkez Arıyor
Çınar’a göre
sermaye yeni merkez arıyor. “Son dönemde özellikle Körfez bölgesinde faaliyet
gösteren uluslararası şirketlerin yeni alternatif merkezler arayışında olduğu
görülmektedir. Dubai uzun yıllardır bölgesel ticaret ve finans merkezi olarak
önemli bir rol üstlenmiş olsa da artan maliyetler, yoğunlaşan rekabet ve
küresel jeopolitik riskler şirketleri alternatif merkez arayışına
yöneltmektedir. Türkiye ise İstanbul Havalimanı, Marmara Bölgesi limanları,
Mersin, İzmir ve Karadeniz bağlantılarıyla bu yeni dönemin en güçlü
adaylarından biridir.
İstanbul'un
Londra, Frankfurt, Dubai ve Singapur arasında yeni nesil bir ticaret merkezi
olarak konumlandırılması finans, sigorta, lojistik, teknoloji ve hizmet
ihracatına da büyük katkı sağlayacaktır.”
Yeni Vergi
Düzenlemeleri Doğru Kurgulanmalı
Türkiye'nin
son dönemde vergi sisteminde yaptığı değişiklikler kayıt dışılığın önlenmesi ve
mali disiplin açısından önemli olmakla birlikte, transit ticaret ve bölgesel
merkez yatırımları açısından ayrıca değerlendirilmelidir. Küresel şirketler
yatırım kararı verirken yalnızca vergi oranlarına değil; öngörülebilirliğe,
işlem hızına, bürokratik kolaylıklara ve operasyonel maliyetlere de
bakmaktadır.
Bu nedenle
transit ticaret faaliyetleri için özel teşvik mekanizmalarının oluşturulması,
bölgesel merkez kuran şirketlere uzun vadeli güven verilmesi ve gümrük
süreçlerinin daha da dijitalleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye'nin
rekabet ettiği ülkeler yalnızca bölge ülkeleri değil; Dubai, Singapur, Hollanda
ve Polonya gibi küresel lojistik merkezlerdir. Bu nedenle yatırım ortamımızı
uluslararası standartlarda yeniden ele almak zorundayız.
Transit
Ticaret Cari Açığa İlaç Olabilir
Türkiye'nin
en önemli ekonomik sorunlarından biri cari açık ve döviz ihtiyacıdır diyen
Dr.Hakan Çınar sözlerini şöyle devam ettirdi:
“Transit
ticaret ise üretim yatırımı kadar yüksek maliyet gerektirmeden ülkeye döviz
kazandırabilecek stratejik alanlardan biridir. Bir ürünün Türkiye'ye gelmesi,
depolanması, elleçlenmesi, etiketlenmesi, yeniden paketlenmesi, sigortalanması
ve üçüncü ülkelere gönderilmesi sırasında oluşan katma değer; lojistikten
bankacılığa, yazılımdan danışmanlığa kadar birçok sektöre gelir yaratmaktadır.
Üstelik bu model, sanayi yatırımlarına kıyasla çok daha kısa sürede ekonomik
sonuç üretebilmektedir.”
Dışyönder'den
Çağrı
Dışyönder
Başkanı Dr.Hakan Çınar, Türkiye’nin dış ticaret alanındaki en önemli
STK’larından birisi olarak olarak hükümete, iş dünyasına ve ilgili tüm
kurumlara çağrıda bulunduklarını belirtti. Çınar, çağrı maddelerini şöyle
sıraladı:
- Türkiye için bir "Transit
Ticaret ve Bölgesel Merkez Stratejisi" hazırlanmalıdır.
- İstanbul, Mersin ve İzmir başta
olmak üzere belirli bölgeler uluslararası ticaret üsleri olarak
yapılandırılmalıdır.
- Transit ticaret işlemlerindeki
bürokrasi daha da azaltılmalıdır.
- Bölgesel merkez kuracak yabancı
şirketler için rekabetçi teşvik mekanizmaları geliştirilmelidir.
- Kurumlar Vergisi muafiyeti,
yalnızca Türkiye’ye uğramayan eşyalara değil, Türkiye’ye girip daha sonra
transite konu olan eşyalara da uygulanmalıdır.
- Türkiye, yalnızca üretim ve
ihracat ülkesi değil, aynı zamanda küresel ticaretin yönetildiği bir
merkez haline getirilmelidir.
Dünya yeni
bir ekonomik harita çiziyor. Ticaret yolları değişiyor, sermaye güvenli ve
verimli limanlar arıyor, şirketler risklerini yeniden dağıtıyor. Türkiye'nin
önünde belki de son yılların en büyük stratejik fırsatı bulunuyor. Bugün
atılacak doğru adımlar sayesinde Türkiye sadece malların geçtiği bir koridor
değil, ticaretin yönetildiği, finanse edildiği ve yönlendirildiği küresel bir
merkez olabilir. Dışyönder olarak inanıyoruz ki; Türkiye, önümüzdeki on yılın
transit ticaret liderlerinden biri olabilecek tüm avantajlara sahiptir. Önemli
olan bu fırsatı zamanında görmek ve kararlılıkla harekete geçmektir.