Haber Tarihi
Jun 01,2026 13:50
Türkiye süt üretiminde güçlü, ama tüketimde bilinç şart
“Türkiye’nin yılda 21,5 milyon tona yakın süt üretmesine rağmen çocukların düzenli süt tüketimi konusunda önemli bir farkındalık eksikliği bulunduğuna dikkat çeken Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada süt ve süt ürünlerinin sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biri olduğunu belirterek tüketicilere kayıtlı, denetlenen ve ambalajlı ürün tercih etme çağrısında bulundu.”
Ambalajlı Süt ve Süt
Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1
Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, süt ve süt
ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel
bileşenlerinden biri olduğunu söyledi.
Türkiye’nin Avrupa’nın
en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim
gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem
taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracatının
523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın 236
milyon dolar ile (%45,1) peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7
milyon dolarla toplam ihracatın %13,9’unu oluşturduğunu söyledi.
Çallı, süt ve süt
ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda
ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Süt ve süt ürünleri,
özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında
yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek
maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt
ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip.”
ASÜD öncülüğünde
başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı’nın önemine dikkat
çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk
sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, “Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca
bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı
kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de
görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı
sağlar” dedi.
Süt ve süt ürünlerinin
ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve
dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı,
“Akademik unvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına
inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri,
bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır.
Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız
olduğunu söylemek ve ‘çiftçinin emeği ak süte kara çalmak’ akıl alır gibi
değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için
gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda
daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız” dedi.
“Sokak sütü romantizmi halk
sağlığı riski oluşturuyor”
Kayıt dışı ve kaynağı
belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı,
tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi,
“Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde
halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ
sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen,
sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde,
zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı”
diye konuştu.
Çallı, “Gelişmiş
ülkelerde örneğine rastlanmayan sokak sütü satışlarının, ‘doğal’, ‘organik’
yada ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor.
Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini
karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden
oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih
etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı
ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye
ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem
taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış
noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın
denetimindedir” dedi.
“Süt sektörü ortak akılla
yönetilmeli”
Süt sektörünün
yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından
stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun
vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi.
Yem maliyetlerinin
üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim
için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade
etti ve şunları ekledi:
“Hayvan yeminin
erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor.
Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla
yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tüketimindeki artış
yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine
de katkı sağlıyor.”
“Türkiye’nin güçlü süt
sanayisi korunmalı”
Türkiye süt sektörünün
bugün 100’ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici
konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB’ye ihracat onayına sahip
olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern
tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi.
“Türkiye’nin güçlü bir
süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı
üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta önemli başarılar elde
ediyor” diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nün toplumda sağlıklı beslenme
bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.