Haber Tarihi
May 08,2026 14:47
Mimar Eraydın’dan ‘kentsel dönüşüm’ uyarısı: Artık erteleme şansı kalmadı, mesele kent stratejisi!
“Mimar Mustafa Onur Eraydın, Türkiye’de kentsel dönüşümün hız kazanması gerektiğini belirterek, “Mesele sadece binaları yenilemek değil; şehirleri bütüncül bir anlayışla yeniden kurmak. Güvenli yapı üretimi artık bir tercih değil, zorunluluk” dedi.”
Türkiye’de artan deprem riski ve eski yapı stokunun yarattığı tehdit,
kentsel dönüşümü yeniden gündemin ilk sıralarına taşıdı. Arter İnşaat Kurucu
Ortağı Mimar Mustafa Onur Eraydın, mevcut yapılaşma pratiğinin artık
sürdürülebilir olmadığını vurgulayarak, dönüşümün yalnızca teknik değil aynı
zamanda stratejik bir mesele olduğuna dikkat çekti.
Yaklaşık 7 milyon riskli yapının bulunduğu Türkiye’de, bu yapıların 1,5-2
milyonu barındırdıkları risk ölçüsünde acil dönüşüm bekliyor. Daha önemlisi
Türkiye nüfusunun yaklaşık 30 milyonu ‘deprem riskli’ diyen nitelenen bu
yapılarda yaşıyor. Türkiye genelinde milyonlarca bağımsız birimin risk altında
olduğunu hatırlatan Eraydın, “Bugün sahada gördüğümüz tablo net: Türkiye’de
yapı stokunun önemli bir bölümü mühendislik hizmeti almadan, eski
yönetmeliklere göre inşa edilmiş yapılardan oluşuyor. Bu da deprem riski
karşısında ciddi bir kırılganlık yaratıyor. Kentsel dönüşüm artık ertelenebilir
bir süreç değil” ifadelerini kullandı.
‘Yeni nesil şehircilik, parsel değil yaşam odaklı olmalı’
Kentsel dönüşümün en kritik eksikliklerinden birinin planlama yaklaşımı
olduğunu belirten Eraydın, mevcut uygulamaların çoğunlukla parsel bazlı
ilerlediğini ve bunun uzun vadede şehirleşme sorunlarını derinleştirdiğini
söyleyerek şunları söyledi:
“Bugün birçok dönüşüm projesi, yalnızca mevcut binayı yenilemeye
odaklanıyor. Oysa şehir dediğimiz yapı sadece binalardan ibaret değil. Ulaşım
altyapısı, sosyal donatı alanları, yeşil alanlar, otopark çözümleri ve hatta
afet toplanma alanları bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır. Yeni nesil şehircilik
anlayışı, insan odaklı ve bütüncül bir planlamayı zorunlu kılıyor.”
Eraydın’a göre doğru kentsel dönüşüm modeli, yalnızca fiziksel yenilenmeyi
değil, yaşam kalitesini de artırmalı. “Daha yüksek katlı binalar yapmak
şehirleşme değildir. Asıl mesele, daha yaşanabilir, daha erişilebilir ve daha
güvenli yaşam alanları kurabilmektir” dedi.
Eraydın: Teknik bir süreç değil, sistem meselesi
Kentsel dönüşümün merkezinde yer alan “güvenli yapı” kavramının çoğu zaman
yalnızca beton kalitesiyle sınırlandırıldığını belirten Eraydın, bu yaklaşımın
eksik olduğunu ifade etti:
“Güvenli yapı dediğimiz şey; zemin etüdünden başlayarak statik proje,
malzeme kalitesi, işçilik, denetim ve kullanım sürecine kadar uzanan bir sistem
bütünüdür. Türkiye’de hâlâ birçok projede bu süreçlerin bir kısmı ihmal
edilebiliyor. Oysa en küçük ihmal, ciddi riskler doğurur.”
Özellikle 2000 yılı öncesi yapıların büyük bölümünün güncel deprem
yönetmeliklerine uygun olmadığını vurgulayan Eraydın, “Bugün dönüşümün ana
hedefi sadece eskiyi yıkıp yenisini yapmak olmamalı; doğru mühendislik
prensipleriyle, uzun ömürlü ve dirençli yapılar üretmek olmalı” dedi.
Sağlık yapılarından kentsel dönüşüme uzanan deneyim
Arter İnşaat’ın özellikle hastane projeleri gibi yüksek teknik hassasiyet
gerektiren yapılarda edindiği deneyimi kentsel dönüşüm projelerine de
aktardığını belirten Eraydın, bu deneyimin önemine dikkat çekti:
“Sağlık yapıları, hata toleransının en düşük olduğu projelerdir. Bu
disiplinle çalıştığınızda kalite standartlarınız otomatik olarak yükselir. Biz
bu yaklaşımı tüm projelerimize yansıtıyoruz. Kentsel dönüşümde de aynı
mühendislik hassasiyetini uygulamak zorundayız.”
Kentsel dönüşümün kaderini ne belirleyecek?
Kentsel dönüşümün önündeki en büyük engellerden birinin finansman olduğunu
ifade eden Eraydın, sürecin hızlanması için yeni modeller geliştirilmesi
gerektiğini söyledi:
“Vatandaşın dönüşüme ikna olması için sadece risk söylemi yeterli değil.
Ekonomik olarak da ulaşılabilir çözümler sunulmalı. Uzun vadeli kredi
modelleri, kamu destekleri ve özel sektörün etkin rol aldığı iş birlikleri bu
süreci hızlandıracaktır.”
Ayrıca bürokratik süreçlerin sadeleştirilmesi gerektiğini belirten Eraydın,
“Süreç ne kadar uzarsa maliyet o kadar artıyor. Bu da dönüşümü zorlaştırıyor.
Daha hızlı, şeffaf ve öngörülebilir bir sistem kurulmalı” dedi.
‘Şehirlerin geleceği bugün atılan adımlarla belirlenecek’
Kentsel dönüşümün sadece bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam kalitesini
de doğrudan etkilediğini vurgulayan Eraydın, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bugün attığımız her adım, yarının şehirlerini belirliyor. Eğer doğru
planlama yapmazsak, bugünün hatalarını geleceğe taşımış oluruz. Ama doğru bir
vizyonla ilerlersek hem güvenli hem de yüksek yaşam kalitesine sahip şehirler
kurabiliriz. Yeni nesil şehircilik anlayışı tam olarak bunu ifade ediyor.”