Haber Tarihi
Apr 29,2026 14:48
Belirsizlik arttıkça kaygı kolektif bir duyguya dönüşüyor
“İstanbul Rumeli Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Şimşek, son dönemde artan toplumsal kaygının bireysel değil, kolektif bir ruh hali olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Sürekli değişen gündem, ekonomik dalgalanmalar ve küresel gelişmelerin bireylerin kontrol duygusunu zayıflattığını ifade eden Şimşek, “Belirsizlik uzadıkça zihinsel yorgunluk artıyor ve kaygı daha yaygın bir hale geliyor” dedi. ”
“Kontrol
hissinin azalması kaygıyı besliyor”
Prof. Dr.
Şimşek, insan psikolojisinin öngörülebilirlik ihtiyacına dikkat çekerek,
belirsizlik dönemlerinde kaygının doğal bir tepki olduğunu vurguladı. “Geleceğe
dair netlik azaldığında, beyin olası tehdit senaryolarını üretmeye başlar. Bu
da sürekli tetikte olma hali yaratır. Bilgi bombardımanı ve çelişkili haber
akışları ise zihni daha da yorarak kaygıyı artırır,” ifadelerini kullandı.
Şimşek’e göre özellikle ekonomik belirsizlikler ve toplumsal olaylar,
bireylerin güvenlik algısını etkileyerek kaygının kolektif düzeyde
hissedilmesine yol açıyor.
“Her stres
kaygı bozukluğu değildir”
Kaygı
bozukluğu ile günlük stresin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Şimşek,
bu farkın doğru değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. “Günlük stres
genellikle belirli bir duruma bağlıdır ve durum ortadan kalktığında azalır.
Kaygı bozukluğu ise daha yaygın, süreklilik gösteren ve kişinin işlevselliğini
belirgin biçimde etkileyen bir tabloya işaret eder. Sürekli endişe hali,
çarpıntı, kas gerginliği, uyku sorunları ve kaçınma davranışları kaygının
günlük stresin ötesine geçtiğini gösterebilir,” dedi. Şimşek, bireylerin kendi
duygusal durumlarını gözlemlemesinin ve belirtilerin süresini
değerlendirmesinin önemli olduğunu ifade etti.
“Psikolojik
dayanıklılık geliştirilebilir”
Belirsizlik
dönemlerinde ruh sağlığını korumanın mümkün olduğunu vurgulayan Prof. Dr.
Şimşek, bireysel baş etme yöntemlerinin önemine dikkat çekti. “Günlük
rutinlerin korunması, uyku ve beslenme düzenine dikkat edilmesi, güvenilir
bilgi kaynaklarının tercih edilmesi zihinsel dengeyi destekler. Sürekli haber
takibi yapmak yerine belirli zaman aralıklarında bilgi almak kaygıyı
azaltabilir,” dedi. Duyguların bastırılmak yerine paylaşılmasının önemine
değinen Şimşek, sosyal destek ağlarının psikolojik dayanıklılığı artırdığını
belirtti. Fiziksel aktivite, nefes egzersizleri ve zihinsel rahatlama
tekniklerinin de stres yönetiminde etkili olduğunu ifade etti.
“Profesyonel
destek güçsüzlük değil, bilinçli bir adımdır”
Prof. Dr.
Şimşek, kaygının yaşam kalitesini belirgin biçimde düşürdüğü durumlarda
profesyonel destek alınmasının sağlıklı bir baş etme yöntemi olduğunu
vurguladı. “Psikolojik destek almak bir zayıflık göstergesi değildir. Tam
tersine, ruh sağlığını önemsemenin ve sorumluluk almanın bir göstergesidir.
Erken müdahale, kaygının kronikleşmesini önleyebilir,” dedi. Şimşek,
belirsizlik dönemlerinde bireysel farkındalığın ve dayanıklılığın
artırılmasının, yalnızca kişisel iyilik hali açısından değil, toplumsal ruh
sağlığı açısından da kritik önem taşıdığını sözlerine ekledi.