Haber Tarihi
Mar 06,2026 16:46
Her 3 Girişimciden En Az 1'i Disleksik Düşünce Yapısına Sahip
““Tembel”, “yaramaz” ya da “isteksiz” gibi etiketlerle eğitim hayatında geri plana itilen birçok çocuk öğrenme güçlüğü karşı karşıya kalabiliyor. Sorun ise beynin bilgiyi işleme biçiminden dolayı ortaya çıkıyor. Bu durumu yaşayan birçok kişi, doğru destekle yüksek yaratıcılık ve problem çözme becerileri sayesinde girişimcilik potansiyeli taşıyor. Öyle ki Richard Branson tarafından desteklenen Made By Dyslexia’nın küresel verileri her 3 girişimciden en az 1'inin disleksik düşünce yapısına sahip olduğunu ortaya koyuyor.”
Derslerde zorlanan, odaklanmakta güçlük çeken ya da öğrenme süreci
yaşıtlarından farklı ilerleyen çocuklar, çoğu zaman “çalışmıyor”, “istemiyor”
ya da “dikkatini vermiyor” gibi yorumlarla karşılaşabiliyor. Oysa bu durum çoğu
zaman isteksizlikten değil, beynin bilgiyi işleme biçimindeki farklılıklardan
kaynaklanıyor.
Özgül öğrenme güçlüğü olarak tanımlanan bu durum okuma, yazma, dikkat ve
bilgi işleme süreçlerinde farklılıklarla ortaya çıkabiliyor. Ancak bu
farklılıklar aynı zamanda bireylerin yaratıcılık, görsel düşünme ve problem
çözme becerilerinde güçlü yönler geliştirmesine de zemin hazırlayabiliyor. Bu
kişiler, farklı bir potansiyele sahip bireyler olarak değerlendiriliyor.
Nitekim yapılan araştırmalar da bu durumu destekliyor. Londra’daki Cass
Business School’da gerçekleştirilen bir çalışma, ABD’de girişimcilerin yaklaşık
yüzde 35’inin disleksi gibi öğrenme farklılıklarına sahip olduğunu ortaya
koyuyor.Richard Branson tarafından desteklenen Made By Dyslexia’nın küresel
verileri ise her 3 girişimciden en az 1'inin disleksik düşünce yapısına sahip
olduğu söylüyor.
Tembel’ Denilen Çocuklar Geleceğin Girişimcileri Olabilir
Bu kişileri etiketlemek yerine onların nasıl öğrendiğini anlamamız
gerektiğini belirten Auto Train Brain CEO’su Günet Eroğlu, “Bu çocukların
zekâlarıyla ilgili bir problem yok. Öncelikle bu konuda bilinçlenmemiz
gerekiyor. Yalnızca beynin bilgiyi işleme biçimi farklı çalışıyor. Bu nedenle
onların güçlü yönlerini destekleyen, kişiye özel eğitim programlarıyla
ilerlemek büyük önem taşıyor.
Nörogeribildirim temelli çalışmalar da bu noktada önemli bir destek
sunabiliyor. Beyin dalgalarının analiz edilmesi ve buna uygun beyin
egzersizlerle dikkat, odaklanma ve öğrenme süreçlerini geliştirmek mümkün
olabiliyor.
Özellikle Girişimcilik Haftası’nda olduğumuz bu günlerde, farklı düşünme
becerilerimizin çok önemli bir avantaj olduğunu hatırlamak gerekiyor. Çünkü
birçok girişimci de kalıpların dışında düşünebilme, problem çözme ve yeni
fikirler geliştirme becerileriyle öne çıkıyor. Doğru yöntemler ve erken
destekle bu çocukları potansiyelini ortaya çıkarmak ve onları üretken bireyler
olarak topluma kazandırabiliriz” dedi.