Haber Tarihi
Mar 03,2026 12:51
3 Mart Dünya Kulak ve İşitme Günü’nde İşitme Sağlığının Önemine Güçlü Vurgu
“İşitme kaybı; duyabilmenin ötesinde, sosyal, fiziksel, zihinsel sağlık açısından oluşturabileceği olumsuz etkileri sebebiyle ciddiye alınması ve ihmal edilmemesi gereken önemli bir halk sağlığı sorunudur.”
Dünyada her sene 3 Mart, Dünya Kulak ve İşitme Günü olarak kutlanıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), bu anlamlı günde, tüm dünyada işitme sağlığı
öneminin bilincinin artırılmasını, toplumsal farkındalığın yaygınlaştırılmasını
teşvik ediyor.
DSÖ’nün 2021 yılında yayınladığı World Report on Hearing1
dosyasında belirttiği üzere; global çapta 1,5 milyardan fazla insan işitmede
zorluk yaşıyor. Aynı raporda, müdahale edilmeyen işitme kaybının küresel
ekonomiye 960 milyar dolar maliyeti olduğu belirtiliyor. 1
Bu maliyet, işitme kaybı ile yaşamanın sebep olduğu, öğrenmede güçlük,
sosyal izolasyon, iletişim ve verimlilik kaybı gibi birçok olumsuzluğun küresel
boyutunun ne derece önemli olduğunu ortaya koyuyor.
Uzmanlar, işitme kaybının asla ihmal edilmemesi gerektiğinin, işitme
testleri ile erken teşhis tanı sağlanmasının ve işitme kaybı yaşanması
durumunda mutlaka bir uzman tarafından uygun müdahalenin yapılmasının ne kadar
önemli olduğunun altını çiziyor.
İşitme sağlığı, yalnızca bireysel bir ihtiyaç değil, toplumların sağlıklı ve
sürdürülebilir geleceği için de kritik bir unsur. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)
tarafından yayınlanan raporda, dünyada her 5 kişiden 1’inin işitme kaybı
yaşadığı ve bunun yaygın bir problem olduğunun altı çiziliyor. 1
Dahası, 2050 yılında bu oranın 4 kişiden 1’i olacak şekilde artması ve işitme
kaybının daha da yaygın bir problem olarak ortaya çıkması bekleniyor. 1
Bu rakamlara rağmen, Dünya’da ve Türkiye’de işitme kaybı, pek dikkate
alınmayan ve önemsenmeyen bir olgu olabiliyor. Türkiye Odyologlar ve Konuşma
Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD) Başkanı Prof. Dr. Meral Didem
Türkyılmaz, “Günümüzde dünyada her 5 kişiden 1’inde işitme kaybı görülmesine
rağmen, bireylerin önemli bir kısmı destek arayışına girmiyor. İşitme kaybı
yaşayan bireyler, çoğu zaman bunu fark etmeyebiliyor veya işitme kaybı ile
yaşamaya çalışmayı seçebiliyor. İşitme sağlığının önemine ilişkin farkındalığın
düşük olması, düzenli işitme testi yaptırılmaması, ekonomik koşullar, işitme
kaybı ile ilgili insanların sahip olduğu ön yargılar, damgalanma korkusu,
estetik kaygılar ve daha pek çok sebep, erken tanı ve tedavinin önüne geçen ve
işitme kaybına müdahaleyi engelleyen unsurlar olarak karşımıza çıkabiliyor. “
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ): Erken müdahale, işitme kaybının iletişim ve
bilişsel gelişim üzerindeki olumsuz etkisini en aza indirmek için kritik öneme
sahiptir. 1
Dünya Sağlık Örgütü’nün önceliğine aldığı üzere, her yıl 3 Mart Dünya Kulak
ve İşitme Günü’nde işitme sağlığının önemi konusunda farkındalık yaratılması
amaçlanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, işitme kaybının küresel ölçekte hızla
arttığını vurgularken; önleme, erken tanı ve erişilebilir bakım kadar toplumsal
ön yargılar ve yanlış algılarla mücadeleyi de temel öncelikler arasında
gösteriyor. İşitme sağlığı hizmetlerine erişimdeki en büyük engellerden birinin
toplumsal damgalama ve farkındalık eksikliği olduğuna dikkat çekiliyor. Bu
nedenle toplum temelli bilgilendirme çalışmaları, doğru bilgi paylaşımı ve
erken tarama programlarının yaygınlaştırılması, yalnızca sağlık sistemleri için
değil; eğitim, istihdam ve sosyal hayata katılım açısından da kritik önem taşıyor.
Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği (TOKSUD):
Türkiye’de işitme sağlığı farkındalığının artırılması, erken tanı ve müdahale
ile yaşamların iyileştirilmesi önceliğimiz.
Türkiye Odyologlar ve Konuşma Bozuklukları Uzmanları Derneği’nin (TOKSUD)
öncülük ettiği ve “Hayat Duyunca Güzel” ismi ile yürüttüğü farkındalık
çalışmaları ile işitme kaybına yönelik erken tanı destekleniyor ve uzmanlarca
belirlenecek müdahaleler ile bireylerin yeniden hayata bağlanması ve
yaşamlarının iyileştirilmesi amaçlanıyor.
Bireylerin işitme kaybını fark ettikten sonra çözüm arayışına girmesinin
ortalama 7 ila 10 yılı bulabildiğini belirten TOKSUD Başkanı Prof. Dr. Meral
Didem Türkyılmaz, işitme kaybının kendisinden çok toplumsal bariyerlerin
bireyleri aksiyon almaktan uzaklaştırdığına dikkat çekerek bireylerin işitme
sağlığı ve önemine ilişkin bilgi birikimini artırmasını ve mutlaka uzman görüşü
alınmasını öneriyor.
İşitme sağlığının sosyal, fiziksel ve zihinsel problemlere yol açarak
bütünsel sağlığı tehdit edebileceğinin altını çizen Türkyılmaz, işitme kaybı
yaşayan bireylerin toplumsal önyargılarla, damgalanmaktan korkarak, yaşlı veya
hasta algılanacağını düşünerek veya estetik kaygılarıyla uzmana danışmaktan ve
gerekli çözümlerin uygulanmasından çekinmemeleri gerektiğini belirtiyor. Oysa,
erken tanı ve doğru teknolojiyle desteklenen işitme kaybı, bireyin sosyal
hayata katılımını, iletişimini ve yaşam kalitesini belirgin biçimde
artırabiliyor. Bu nedenle farkındalık ve bilincin artırılması, işitme sağlığı
için en kritik önceliklerden biri olarak öne çıkıyor.
Türkyılmaz, işitme kaybının çoğu zaman yavaş ilerlediğini ve bu nedenle
bireylerin durumu kabullenmekte gecikebildiğini belirterek, müdahale süresi
uzadıkça iletişim zorluklarının derinleştiğini, sosyal izolasyonun arttığını ve
bilişsel yükün büyüyebildiğini ifade etti. “İdare ederim” yaklaşımı yerine
erken teşhis ve müdahale almanın kritik olduğunu belirten Türkyılmaz,
farkındalık çalışmalarının bu açıdan çok önemli olduğunu belirtti ve “Çünkü biz
işitme kaybı ile yaşamak yerine, hayatın duymaya değer ve duyunca güzel
olduğuna inanıyoruz” dedi.
Tüm bu nedenlerle işitme sağlığı, yalnızca duyma açısından değil, bütünsel
sağlığı etkilemesi açısından stratejik bir öncelik olarak öne çıkıyor.
Türkyılmaz, farkındalık, erken tanı, doğru bilgi ve erişilebilir çözümlerle
birlikte işitme sağlığının önceliklendirilmesi gereken temel bir halk sağlığı
alanı olduğunun bir kez daha altını çiziyor.