Haber Tarihi
Feb 11,2026 16:16
Karbon Vergisine Kenevir Kalkanı: İhracatçının Sınırda Yeni Gücü
“DOÇ. DR. ŞENAY BALBAY: "KENEVİR YÖNETMELİĞİ, TÜRKİYE’NİN AVRUPA PAZARINDAKİ DİJİTAL VE YEŞİL MÜHRÜDÜR"”
31
Ocak 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan "Kenevir Yetiştiriciliği ve
Kontrolüne Dair Yönetmelik", Türkiye’nin küresel ticaret sahnesindeki
rekabet gücünü yeniden tanımlıyor. Doç. Dr. Şenay Balbay, tıbbi kenevirden
farklı olan endüstriyel kenevir için hayata geçirilen yeni düzenlemeyi sadece
bir tarım politikası olarak değil, Avrupa Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon
Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Dijital Ürün Pasaportu standartlarına uyum
sürecinde stratejik bir sanayi hamlesi olarak değerlendirdi.
Yeşil Dönüşümün Karbon Yutağı: Endüstriyel Kenevir
Endüstriyel
alanda kullanılan kenevir bitkisi tek bir üretim döngüsü sırasında atmosferden
hektar başına yaklaşık 10 ton CO2 emmektedir. Yani bir
hektarlık alanda ormanlara kıyasla dört kata kadar daha fazla karbon emme
kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Şenay Balbay, şu
değerlendirmelerde bulundu:
"Pamuk
veya keten gibi ürünlere kıyasla çok daha düşük sulama ve gübreleme ihtiyacı
duyan endüstriyel kenevir, sanayimizin karbon ayak izini düşürmek adına en
maliyet etkin ve sürdürülebilir çözümdür. Negatif emisyon gücü sayesinde,
üretim süreçlerinde kenevir esaslı ham madde kullanan ihracatçılarımız,
çevresel sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşırken küresel pazarda büyük avantaj
elde edecektir. Dahası bilimsel çalışmalara göre inşaat sektörünün kompozit
yapı malzemeleri, biyokompozitler, polimerik kompozitler, kağıt için yüksek
kalite performansı sağlarken, bu ürünlerin düşük çevresel etkileri nedeniyle
dijital ürün pasaportunda rakiplerine karşı kayda değer avantaj
sağlayacaklardır.”
SKDM ve Karbon Vergisi Mahsubu
Avrupa
Birliği’ne yapılan ihracatta karbon maliyetlerinin bir bariyer haline geldiği
bu dönemde kenevirin finansal bir araç olduğunu belirten Balbay, kenevir
üretiminin ETS ve SKDM üzerindeki etkisine dikkat çekti:
"Özellikle
demir çelik, tekstil, polimer ve çimento gibi sektörlerde doğacak karbon
vergisi yükümlülükleri, kenevir tarımı ile elde edilen karbon kredileri
sayesinde dengelenebilir. 21 stratejik ilimizde (Amasya, Antalya, Bartın,
Batman, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya,
Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak)
gerçekleştirilecek kontrollü üretim, küresel markaların aradığı düşük karbonlu
ham madde garantisini sunacaktır."
Dijital Ürün Pasaportu İçin Hazır Veri Altyapısı
Yönetmeliğin
getirdiği sıkı denetim ve kayıt sistemlerinin AB’nin zorunlu tuttuğu Dijital
Ürün Pasaportu (DPP) ile tam uyum sağladığını ifade eden Doç. Dr. Şenay Balbay,
açıklamasına şöyle devam etti:
"Tarım
Bakanlığı’nın sorumluluğundaki Çiftçi Kayıt Sistemi, Gübre Takip Sistemi, zirai
ilaçlar için E-Reçete, Üretici Kayıt Defteri Takip Sistemi ve laboratuvar
analiz zorunlulukları, tohumdan son ürüne kadar tam şeffaflık sağlamaktadır. Bu
altyapı, ürünün çevresel etkisini ve teknik spesifikasyonlarını dijital bir
kimlikle tescil ederek ihracat süreçlerini hızlandıracaktır."
Gelecek İçin İhracat Yol Haritası
Doç. Dr.
Şenay Balbay, bu stratejik dönüşümün başarıya ulaşması için şu eylem planını
önerdi:
- Yaşam Döngüsü Analizi: Kenevir tabanlı ürünlerin çevresel etkileri bilimsel yöntemlerle raporlanmalıdır.
- Dijital Entegrasyon: Kayıt sistemleri, Avrupa Birliği Dijital Ürün Pasaportu formatlarıyla entegre edilmelidir.
- Karbon Finansmanı: Karbon kazanımlarının uluslararası piyasalarda işlem görmesi için sertifikasyon süreçleri hızlandırılmalıdır.
- Sürdürülebilirlik Raporu: Yatırımcılara yönelik azaltılan çevresel etki maliyetlerinin finansal karşılığı açıklanmalıdır.
Türkiye, bu yeni yönetmelik sayesinde endüstriyel keneviri stratejik bir sanayi girdisi olarak konumlandırarak, yeşil ve dijital dönüşüm koridorunda oyun kurucu bir rol üstlenmektedir.