Haber Tarihi
Jan 12,2026 13:58
Yeme Bozuklukları Vaka Örnekleriyle Ele Alındı
“İstanbul Rumeli Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü tarafından, beslenme alanının en güncel ve hassas konularından biri olan yeme bozukluklarına dikkat çekmek amacıyla “Yeme Bozuklukları: Vakalarla Öğreniyoruz” başlıklı bir etkinlik düzenlendi. Dr. Öğr. Üyesi Şefika Aydın Selçuk’un koordinasyonunda gerçekleştirilen programa, Uzman Diyetisyen Buket Sözan konuşmacı olarak katıldı.”
Etkinlikte konuşan Sözan, yeme bozukluklarının yalnızca kilo kaybı ya da
aşırı yeme davranışı üzerinden değerlendirilmesinin eksik ve yanıltıcı
sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Bu tabloların bireyin beden algısı,
duygu durumu, stresle baş etme biçimleri, benlik algısı ve sosyal çevresiyle
yakından ilişkili, çok boyutlu rahatsızlıklar olduğunu belirten Sözan,
değerlendirme sürecinde yalnızca beslenme alışkanlıklarına odaklanmanın yeterli
olmadığını ifade etti. Bireyin yaşam öyküsünün, psikososyal geçmişinin ve
mevcut yaşam koşullarının birlikte ele alınmasının hem doğru tanıya ulaşmada
hem de sürdürülebilir bir tedavi planı oluşturmada belirleyici bir rol
oynadığını vurguladı. Bu bütüncül yaklaşımın özellikle erken müdahale ve uzun
vadeli iyileşme açısından kritik öneme sahip olduğunu aktardı.
“Beslenme Öyküsü, Tanı ve Tedavinin Temel Taşıdır”
Beslenme öyküsü alma sürecinin klinik değerlendirmedeki yerine de değinen
Sözan, sağlıklı ve güvenilir bir değerlendirme yapabilmek için danışanın
beslenme öyküsünün doğru, detaylı ve sistematik biçimde alınmasının büyük önem
taşıdığını dile getirdi. Antropometrik ölçümler, laboratuvar bulguları ve
davranışsal göstergelerle birlikte yürütülen bu sürecin, yalnızca mevcut
tabloyu anlamakla kalmadığını; aynı zamanda tanı, ayırıcı tanı ve tedavi
planının oluşturulmasında da belirleyici rol üstlendiğini kaydetti.
Bu kapsamda etkinliğin içeriğinde; beslenme öyküsü alma süreci,
antropometrik ölçümler, davranışsal göstergeler ve klinik değerlendirme
aşamalarına ilişkin bilgiler katılımcılarla paylaşıldı. Gerçek vaka örnekleri
üzerinden yürütülen oturumlarda tanı ve ayırıcı tanı yaklaşımları tartışılarak,
farklı klinik tabloların değerlendirilmesine yönelik uygulamaya dönük örnekler
ele alındı.
“Yeme Bozukluklarında Başarı, Multidisipliner Ekip Çalışmasıyla Mümkündür”
Yeme bozukluklarının tedavisinde ekip çalışmasının vazgeçilmez olduğuna
dikkat çeken Sözan, bu alanda tek bir disiplinle ilerlemenin mümkün olmadığını
söyledi. Diyetisyen, hekim ve psikolog ya da psikiyatristten oluşan
multidisipliner ekip yaklaşımının etkili ve sürdürülebilir bir tedavi süreci
için zorunlu olduğunu belirten Sözan, her meslek grubunun sürece farklı bir
bakış açısı ve uzmanlık alanı sunduğunu vurguladı. Bu iş birliğinin yalnızca
klinik başarıyı değil, aynı zamanda danışanın sürece uyumunu ve tedaviye olan
güvenini de güçlendirdiğini ifade etti.
“Etkili İletişim, Tedavinin Sürdürülebilirliğini Belirler”
Hasta ile kurulan iletişimin, teknik bilgi kadar belirleyici bir unsur
olduğuna da değinen Sözan, danışanlarla yürütülen süreçte yargılayıcı olmayan,
empatik ve destekleyici bir dil kullanılmasının tedavinin başarısı açısından
kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Güven ilişkisi kurulmadan yapılan hiçbir
müdahalenin uzun vadede sürdürülebilir olamayacağını belirten Sözan,
danışmanlık sürecinin etik ilkelere bağlı, danışanın sürece aktif katılımını
teşvik eden ve bireysel ihtiyaçları gözeten bir yaklaşımla yürütülmesi
gerektiğini ifade etti.