Haber Tarihi
Jan 09,2026 14:38
BİRLİKTE YAŞAMAK ÖĞRENİLEN BİR ŞEYDİR
“CASA için bir yaşam alanı ve orada birlikte yaşama sanatı, romantik bir anlatıdan çok daha fazlasını ifade etmekte: Alan paylaşımından sessizliğe olan saygıya, hem birlikte hem ayrı alanlara sahip olmaktan ortak ve kişisel zamanlar arasındaki hassas dengeye uzanan, öğrenilen ve zamanla olgunlaşan bir yaşam becerisi. İşte bu yüzden CASA evlerinde aşktan önce ortak yaşamanın mimarisi kuruluyor.”
Mekan paylaşmanın, sessizliğe saygı duymanın, geri çekilmeyi bilmenin ve
ortak yaşamın dengesini kurabilmenin sahnelerini imza attığı koleksiyonlarla
yaşam alanlarında kurgulayan CASA, aşkla birleşebilmiş ‘birlikte yaşama
sanatı’nın ardındaki mimari zekâyı odağına alırken aynı alanı tek bir sesle
domine eden formlar ya da her şeyi merkezinde toplayan kütleler yerine çoklu
boşluklar evin nefes almasına izin veren kompozisyonlar ve tasarımlar
yaratıyor. Ortak alanlar, bu yaklaşım sayesinde çatışma değil, uyum üretiyor.
Her şeyin görünür olmak zorunda olmadığı, düzenin bağırmadan var olabildiği
mekanlarla, gündelik hayatın temposunu yumuşatan CASA’nın depolama ve sistem
çözümleri, eşyayı saklamanın ötesinde, farklı ritimlere ve farklı
alışkanlıklara alan açarken, CASA’nın oturma sistemlerindeki yerleşimler de,
bireysel alanı korurken buluşma ve bir araya gelme, çevreleme, eşitlikçi oturum
gibi alt metinler taşıyor. Kısacası CASA, birlikte yaşamayı idealize etmeyi
değil, aksine, onun karmaşık, öğrenilen ve zamanla olgunlaşan bir süreç
olduğunu bilerek mekanlar yaratıyor.
CASA’ya göre birlikte yaşamak bir his değil, bir kültür.
Ve her kültür gibi, bir arada olmak ve birlikte yaşamak da, doğru
tasarlandığında sürdürülebilir olur.