Haber Tarihi Tem 18,2019 13:41

Kapının Ardındaki Ben; Bir Güneş Altunkaş Kitabı

“Güneş Altunkaş'ın ilk kitabı Kapının Ardındaki Ben okuyucudan gördüğü büyük ilgi ile yoluna devam ediyor. Kitabın devamı niteliğinde ki 2. kitap ise sonbaharda raflarda olacak. 1955 yılına, o yıl yaşanan acı olaylara ve o olaylar yüzünden hayatları alt üst olan insanların yaşanmışlıklarına götüren Kapının Ardındaki Ben kitabı mistik havası ile de büyük beğeni topluyor. ”

Kapının Ardındaki Ben / Özet

Parlak bir gazeteci olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Zeynep, küçük yaşlarda anne babasını trafik kazasında kaybetmiş ve babaannesi tarafından büyütülmüştür. Genç kadının yıllardır hayatını olumsuz etkileyen ve bir türlü anlam veremediği önemli bir sorunu vardır. Anne babasının ölümünden sonra her gece rüyasında büyük zincirlerle kapatılmış o kapıyı görüyor ve her uyandığında böbreklerinde aynı ağrıyı hissediyordur. Bu rüya onun kâbusu olmuştur artık. Sıkıntısını tanıdıklarıyla paylaşmış ama yeterince anlaşılmadığını hissettiği için sevgilisi Mete dışında kimseyle konuyu konuşmaz olmuştur. Üç yıl önce Mete’yle birlikte yaşamaya başladığından beri kâbusu sona ermiştir, ta ki o güne kadar… Üç yıl aradan sonra kâbusu yeniden hayatına girmiş, genç kadının yaşamını allak bullak edeceğinin sinyallerini vermiştir. Zeynep için uykusuz geceler geri gelmiştir. Yapılan tüm tetkikler durumun psikolojik olduğunu gösterse de, Zeynep bu rüyanın ona bir şeyler anlatmaya çalıştığından emindir. Peki zincirlerle kapatılmış o kapı genç kadına ne anlatıyor, ne göstermeye çalışıyordur? Zeynep’in tek isteği bu sorusuna yanıt bulmaktır.

Zeynep fotoğraf çekmek için Galata sokaklarında gezindiği bir gün hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır. Yıllardır rüyalarına giren, rüya olmaktan çıkıp kâbusu haline gelen ve benliğini ele geçiren o kapı tam karşısındadır. Evet, genç kadının da düşündüğü gibi, hep aynı rüyayı görmesinin sarsıcı bir nedeni vardır. Belki de bu neden yeni bir başlangıcın anahtarıdır…

“Yaşantımız boyunca karşılaştığımız bazı kötü olayları

Tanrı’nın bize lütfu olarak düşünmeliyiz.”

Zeynep her gece rüyalarına giren ve adeta kâbusu olan o kapıyla karşılaşmasının ardından önemli bir karar alır; yıllardır onu ele geçiren bu sorunu kendi başına çözebileceğinden emindir artık. Zincirlerle kapatılmış kapı ve kapının ait olduğu apartmanla ilgili daha fazla bilgi öğrenebilmek için çalıştığı gazeteye büyük ses getirecek bir haber yapacağı garantisiyle patronunu ikna eder. Aslında tek amacı, yıllardır gördüğü o rüyanın kendisine ne anlatmak istediğini bulmaktır. Derken amacına ulaşır. Genç kadın bu kapı sayesinde tanıştığı Meryem Teyze ile tüm sorularına cevap bulur. Meryem Teyze, Zeynep’i alır, ta 1955 yılına, o yıl yaşanan acı olaylara ve o olaylar yüzünden hayatları alt üst olan insanların yaşanmışlıklarına götürür. Zeynep, Meryem Teyze sayesinde kesişen ve parçalanan hayatların keder ve umut dolu gerçek hikâyesiyle tanışır. Gaddar insanların hırs uğruna neler yapabildiğini, evlat sevgisinin ne olduğunu, bir dakikalık bir nefesin bile ne kadar değerli olduğunu, aşk için neler yapılabildiğini, kardeş olmak için aynı anne babadan doğmaya gerek olmadığını bilen ve tüm olumsuzluklara rağmen sevgi, saygı ve kardeşlik içinde yaşayan insanların olduğu bir apartmanın hikâyesiyle…