Haber Tarihi
Oct 02,2026 16:07
TÜTÜN SALGININA SON VERMENİN YOLU YENİ KANUN DEĞİL, DOĞRU PLAN VE UYGULAMADIR!
“Sağlığa Evet Derneği, bu ay içinde Meclis'e geleceği belirtilen yeni tütün yasasına ilişkin değerlendirmelerde bulunmak ve yeni nesil ürünlerin oluşturduğu tehditlere dikkat çekmek amacıyla İstanbul’da basın toplantısı düzenledi. ”
"Çocuklarımızın nikotin ürünleri ile heba edilmesini
istemiyoruz"
Sağlığa Evet Derneği Başkanı Prof. Dr. Elif Dağlı şunları söyledi:
“Ülkemizin birçok soruna çözüm aradığı günlerdeyiz. Sağlık ve
çocuklarımız her şeyden daha önemli. İkisinin de tehdit altında olduğunu
gördüğümüz için acilen basın kuruluşlarından destek istemeye karar verdik. 1987
yılından beri tütün ve nikotin endüstrisine karşı mücadele veren bir çocuk
solunum hastalıkları hekimiyim. Turgut Özal’ın vergi gelirini arttırmak için
Amerikan sigara firmasının fabrika açma yetkisini verdiğinde, sivil toplum
olarak çok tepki göstermiştik. Keza, kazanan yabancı firma; kaybeden Türk
tütünü köylüsü ve kanser olan halkımız oldu. Kapitülasyonlar geri geldi. Son
günlerde ne oldu? Gazetelerde, medyada yeni bir tütün kanunu maddeleriyle yer
aldı. Adı geçen mevzuat her mecrada farklı şekilde sunuldu. Ancak hiçbir kamu
otoritesi tarafından onaylanmadı. Gerçek nedir? Tütün kanunlarımız yeterlidir.
Yenisi değil, olanın uygulanması gereklidir. İkinci bir Özal vakası ile bu
sefer çocuklarımızın nikotin ürünleri ile heba edilmesini istemiyoruz.”
“Tütün Kontrolü Demokrasi, Eşitlik ve Refahla İlişkili”
Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Osman Elbek, DSÖ’nün
MPOWER politikasını değerlendirdi:
“Dünya Sağlık Örgütü, Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi’nin kabulünden
beş yıl sonra, 2008 yılında tütün kullanımını ve önleme politikalarını izleme;
insanları tütün dumanından koruma; tütün kullanımını bırakmaya yardım sunma;
tütünün tehlikeleri konusunda uyarı; tütün reklamı, tanıtımı ve sponsorluğuna
yasak getirme ve tütün üzerinden vergi arttırma bileşenlerinden oluşan MPOWER
politikasını uygulamayı ülkelere önermiştir. Türkiye ise 2008’de Ulusal Tütün
Kontrol Programı’nı oluşturmuş ve 2013’te dünyada altı bileşenin tamamını
uygulayan ilk ve tek ülke konumuna gelmiştir. Ancak zaman içerisinde Türkiye’de
tütün tüketim kullanım oranları yükselmeye başlamıştır.
Bu araştırma, MPOWER politika paketinin yanı sıra Dünya Sağlık Örgütü’nün
son yıllarda vurguladığı sağlıkta sosyal belirleyiciler kriterleri ile
ülkelerin idari yapılarının kapasite ve demokratik tutumlarının tütün
kontrolüyle ilişkisini araştırmayı ve daha etkili tütün kontrolü için MPOWER
politika müdahalesinin genişletilmesi gereken yönlerini öngörmeyi
amaçlamaktadır.”
Araştırmanın 31 ülkeyi kapsadığını belirten Elbek, bulguları şöyle
sıraladı:
“Araştırma bulguları, MPOWER’ın etkisinin gecikmeli olduğunu ve bu
politikanın toplum düzeyinde olumlu etkisinin zaman içerisinde alabileceğine
işaret etmektedir.
İşsizlik Oranı: Yüksek işsizlik, hem 2020 sigara prevalansı hem de
2010–2020 prevalans artışı ile güçlü pozitif ilişkilidir. Başka bir ifadeyle
yüksek işsizlik, kişisel tütün tüketiminin artması ve tütün ürünlerinin
kullanımının bırakılamaması ile doğrudan ve güçlü biçimde ilişkilidir.
Gelir Eşitsizliği (GINI Katsayısı): Hem tütün ürün kullanım oranı hem de
kullanım oranın zaman içerisindeki artışı gelir eşitsizliği ile güçlü ve
pozitif biçimde ilişkilidir. Bulgular, gelir eşitsizliğinin her iki cinste de
daha yüksek tüketime neden olduğu ve tütün endüstrisinin düşük gelirli
kesimleri hedef aldığına işaret etmektedir.
Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi: Cinsiyetler arasında var olan eşitsizliğin
azalması ile hem kullanım hem de zaman içerisindeki kullanım oranlarının düşüşü
orta derecede ilişkilidir.
Demokrasi Endeksi: Endeks, kullanım ile orta, zaman içerisinde kullanım
oranlarının düşüşüyle güçlü biçimde ilişkilidir. Mevcut bulgu demokratik
standartların yükselmesinin tütün kontrolünü güçlendirdiğini; otoriter
eğilimlerin ise aksine tütün salgınını arttırdığına işaret etmektedir.”
Sözlerini şöyle tamamlayan Elbek, şunları kaydetti:
“Bu nedenle ülkelerin başarılı tütün kontrol politikasını geliştirmeleri
için yalnızca MPOWER’a odaklanmamaları; aksine aynı zamanda demokratik yönetim,
ekonomik eşitlik ve cinsiyet eşitliğini güçlendiren politikaları da
gündemlerine almaları ve entegre etmeleri gereklidir. Ülkelerdeki yüksek
işsizlik, gelir eşitsizliği, cinsiyet eşitsizliği ve zayıf demokratik/sivil
haklar ortamı hem tütün kullanımını arttırmakta, hem de zaman içerisinde
azalmayı engellemektedir.”
Nikotin Endüstrisinin "Yeni" Stratejisi: Ürün Dönüşümü, Dijital Pazarlama ve Politika Kıskacı
Sağlığa Evet Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tanzer Gezer de yaptığı sunumda
şunları söyledi:
“Nikotin endüstrisi biçim değiştiriyor ama niyet değiştirmiyor. Karar
vericilere açık çağrımız var! Sigara salgını bir halk sağlığı felaketi olarak
tarihe geçti. ‘Yeni nesil ürünler’ ifadesi, geleneksel yanıcı sigara dışında
kalan ve endüstri tarafından ‘dumansız’, ‘sigara bırakma’ veya ‘zarar azaltımı’
söylemleriyle pazarlanan tüm nikotin iletim sistemlerini kapsayan bir şemsiye
kavramdır. Bu ifade teknik bir yeniliğe değil, endüstrinin pazarlama söylemine
atıf yapar ve ürünlerin güvenli olduğu anlamına gelmez. Bu ürünler ‘yenilik’,
‘teknoloji’ ve ‘alternatif’ söylemleriyle sanki halk sağlığı projesiymiş gibi
pazarlanıyor. Oysa bu bir halk sağlığı projesi değil, endüstrinin pazar
genişletme stratejisidir. Ürünler masum ve zararsız değildir, nikotin bağımlılığı
geliştirir. ‘Daha az zararlı’ demek zararsız demek değildir. Bu ifade bilimsel
değil, pazarlama dilidir.”
Gezer, dijital pazarlama ve gençlerin hedef alınmasına ilişkin şunları
ifade etti:
“Nikotin endüstrisi artık billboard değil, algoritma kullanıyor. Reklam
yerine ‘içerik’, ‘deneyim’ ve ‘yaşam tarzı’ deniyor. Renkli videolar ve
influencer iş birlikleriyle bağımlılık ana sayfalara taşınıyor. Gençlerin ekran
süresi arttıkça nikotin görünürlüğü de artıyor.”
Gezer, adölesanlarda e-sigara kullanımına ilişkin verileri şöyle aktardı:
“Sunumda yer alan kesitsel çalışma, Şubat-Nisan 2026 tarihleri arasında
Gazi Üniversitesi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri pediatri
polikliniklerine başvuran 10-19 yaş arası 488 adölesanı kapsıyor. Bulgular
şöyle: Katılımcıların %21,9’u en az bir kez, %12,5’i son 30 gün içinde e-sigara
kullanmıştır. Yaş arttıkça e-sigaranın fiziksel olarak zararsız olduğuna dair
inanış ve ürünü sosyal kabul aracı olarak görme eğilimi artmaktadır.”
Politika kıskacına ve kaçak piyasaya dikkat çeken Gezer, şunları söyledi:
“Tütün mamullerinden elde edilen ÖTV gelirleri merkezi yönetim bütçesinde
yüksek hacimli ve düzenli bir kalemdir. Bu durum, tütün kontrolünün mali
etkileri ile halk sağlığı hedefleri arasında yapısal bir gerilim yaratıyor.
Bağımlılık üreten sektör, bağımlılıkla mücadelenin tarafı olamaz.
Endüstrinin klasik stratejilerinden biri, önce yasa dışı pazar yaratıp
sonra ‘vergi kaybını önleme’ gerekçesiyle yasallaştırma talep etmektir. Ticaret
Bakanlığı Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğü verilerine göre, yalnızca 2025’in
ilk 10 ayında 8 milyon 584 binin üzerinde kaçak elektronik sigara ele
geçirilmiştir. Yakalanan miktar ise buzdağının görünen kısmıdır.”
Mevcut hukuki duruma değinen Gezer, şöyle konuştu:
“Türkiye’deki mevcut rejim, kamuoyunda sanıldığı gibi ‘tam yasak’ esasına
dayanmıyor. Piyasada yasal satışın olmaması, kategorik bir yasaktan değil,
ruhsat süreçlerinin henüz işletilememiş olmasından kaynaklanıyor. Bakanlık
düzenleme yaptığı an yasal ticaret başlayabilir.”
Gezer, politika taleplerini ise şöyle sıraladı:
“Yeni nesil ürünlerin üretimine izin verilmemelidir. İthalat yasağı
kalıcı hale getirilmelidir. Yurtiçi ve yurtdışı satış ve dağıtım açık biçimde
yasaklanmalıdır. Kullanımı kamusal ve özel alanlarda yasaklanmalıdır. Yasak
kapsamındaki ürünlerin pazarlanmasına yönelik açık veya örtülü her türlü ticari
faaliyet suç kapsamına alınmalıdır. Yolcu beraberinde yurda giriş istisnası
kaldırılmalıdır. Karar vericilere açık çağrımızdır!”
"Kanundan çok, plana ihtiyaç var"
Sağlığa Evet Derneği Üyesi Efza Evrengil ise şu çarpıcı açıklamalarda
bulundu:
“Yakında Meclis’e geleceği söylenen kanun tasarısı çok sayıda gazete ve
TV kanalında haber konusu oldu. Aslında, resmi veya siyasi makamlar tarafından
herhangi bir teyit veya yalanlama olmadı, ama haberlerde iki politikanın ön
plana çıktığını gördük: 2040’ta tüm tütün ürünlerinin üretim ve ticaretinin
yasaklanması ve 1 Ocak 2015 doğumlulardan başlamak üzere nesle dayalı sigara
satış yasağı. Finlandiya, Yeni Zelanda, İskoçya, İsveç, Kanada, Malezya,
Bangladeş, Danimarka, Vatikan, Hollanda, Avustralya, Fransa ve Britanya
sonlandırma hedefi açıklayan ülkeler. Kapsamlı bir plan dahilinde, hedef
seçilen tarihte, tüketimi %5’in altına düşürmeyi hedefliyorlar. Dikkat, üretim
ve ticaret yasağı yok, %5’in altında sönümlendirme var. Belli bir tarih
itibariyle tüm tütün ürünlerinin üretimini ve ticaretini yasaklayan tek örnek:
Butan. Ancak, kaçakçılık artışının COVID-19’un sınır aşırı bulaşma riskini
artıracağı endişesiyle 2021’de Butan bu düzenlemeden vazgeçti.”
Türkiye’deki duruma da değinen Evrengil, şöyle konuştu:
“4207 sayılı Tütün Kontrolü Kanunumuzun hükümleri iyi uygulanmadı,
yetersiz kaldı. Sonuç: Sigara satışı, son 12 yılda her yıl yaklaşık %5 artış
hızıyla büyüyerek 2025’te 160 milyar adete ulaştı. Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye
Hanehalkı Sağlık Araştırması 2023 verilerine göre Türkiye’de tütün kullanma
oranları erkeklerde %46,1, kadınlarda %23,6, her iki cins için %34,8’e
yükseldi. Bu hacim ve sıklık verileri dünya ortalamasının hem çok üzerinde hem
de yönü farklı; dünyada düşerken, bizde artıyor. Eğer kanun tasarısında 2040
varsa, kanunu yapanlar bu soruya ne yanıt veriyor? Sigara şirketleri ne diyor?
Merak konusu.”
Nesle dayalı satış yasağına ilişkin Evrengil şunları ifade etti:
“İkinci nesle dayalı satış yasağı Britanya’da yürürlük kazandı. Adı Tütün
ve E-sigaralar Kanunu olan kanunda, 1 Ocak 2009’dan sonra doğanlara sigara
satışı yasaklanırken, spesifik olarak e-sigaranın satışı 18 yaş üstü tüm
nesiller için ömür boyu garanti altına alındı. Sonlandırma perspektifinden,
bizim için doğru ve yanlış model çok açık: Maldivler modeline evet, Butan
modeline, Britanya modeline hayır diyoruz.
Türkiye’de 18 yaş altında bağımlı hale gelmiş tütün kullanan yüzbinlerce
çocuk var. Bu kohortlarda tüketim azalmıyor, artıyor. Satış yasağına rağmen bu
çocuklar sigaraya ve diğer ürünlere rahatça erişebiliyor. Türkiye gibi büyüyen
bir piyasada, yeni tütün ve nikotin ürünlerini de piyasa sürmek, çılgınlık
olur, akıldışılık olur, hatta suç teşkil eder!”
İnce sigara ve sigara filtresi yasağına da değinen Evrengil, şunları
kaydetti:
“Haberlerde ince sigara yasağından söz ediliyor. İşte bu hemen şimdi
yapılabilir! Slim ve ultra slim sigaralar, endüstrinin daha az toksin, daha az
nikotin aldatmacasıyla piyasaya sürdüğü yanıltıcı, aldatıcı ürünlerdir.
Standart sigara, hemen şimdi! Gazete haberlerinde geçmiyor ama, el değmişken,
sigara filtresi de derhal yasaklanmalıdır. Sigara filtresi tek kullanımlık en
büyük plastik atıktır.”
Sözlerini şöyle tamamlayan Evrengil, şunları söyledi:
“Sonlandırma stratejisi gütmek için aslında kanundan çok, plana ihtiyaç var. Plan ve uygulamasına. Daha açık ifade etmek gerekirse, yeni tütün ve nikotin ürünlerinin üretiminin, iç ve dış ticaretinin, dağıtım ve satışının spesifik olarak yasaklanması gerekiyor. Uzmanlar tütün salgınıyla mücadele için salgına neden olan yapısal, siyasi ve sosyal dinamiklerin değiştirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Başka türlü olmuyor sonlandırma. İşte bu değişimleri planlamadan, gündeme getilien 2040 yasağı da, dumansız nesil de, abesle iştigal, bir istek listesi, belki başka bir politikanın paravanı olarak karşımızda duruyor.”