Haber Tarihi
Jun 08,2026 17:19
KAZANDIRAN TUZAK GENÇLERİ BATAĞA SÜRÜKLÜYOR!
“2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, gençler arasında sanal bahis ve kumarın alarm verici boyutlara ulaştığını söyledi. İlk aşamada kazandırarak kullanıcıyı sisteme bağlayan platformların kısa sürede bağımlılık geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Ögel, Türkiye'de kumar alışkanlığının Avrupa'nın birçok ülkesinden daha hızlı yayıldığı uyarısında bulundu.”
Akıllı telefonlar ve dijital platformlar üzerinden birkaç saniyede
ulaşılabilen sanal bahis ve kumar uygulamaları, gençler arasında giderek
büyüyen bir bağımlılık sorununa dönüşüyor. Uzmanlar, özellikle ekonomik
kaygılar ve kısa yoldan kazanç elde etme isteğinin gençleri bu platformlara
yönelttiğini belirtirken, başlangıçta sunulan küçük kazançların bağımlılık
döngüsünü tetiklediğine dikkat çekiyor.
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi, Bağımlılık Akademisi ve İstanbul
Kent Üniversitesi iş birliği ile Kent Üniversitesi Taksim Kampüsü'nde
düzenlenen 2. Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumu'nda konuşan Bilimsel Kurul
Başkanı Prof. Dr. Kültegin Ögel, sanal kumarın Türkiye'de en hızlı yayılan
bağımlılık türlerinden biri haline geldiğini söyledi. Kumarın artık yalnızca
fiziksel mekânlarla sınırlı olmadığını vurgulayan Ögel, cep telefonları
aracılığıyla günün her saatinde erişilebilen dijital platformların riski
katladığını ifade etti.
"Sanal kumar yeni neslin karşı karşıya olduğu en önemli bağımlılık
alanlarından biri haline geldi" diyen Prof. Dr Ögel, özellikle gençlerin
hızlı para kazanma arzusu nedeniyle bu sistemlerin hedef kitlesi haline
geldiğini belirtti. Ancak sanal kumarın vaat ettiği kazancın büyük ölçüde bir
yanılsama olduğunu vurgulayan Ögel, "Bu yolla düzenli para kazanmak mümkün
değil. Buna rağmen gençler bir kez başladığında kendilerini durdurmakta ciddi
güçlük yaşıyor" dedi.
SANAL BAHİSİN EN TEHLİKELİ YÖNÜ
Uzmanlara göre sanal bahis sitelerinin en tehlikeli yönlerinden biri ise
kullanıcıyı sisteme bağlamak için kullandıkları yöntemler. Renkli tasarımlar,
anlık bildirimler ve hızlı geri dönüş mekanizmalarıyla dikkat çeken
platformların özellikle ilk aşamada kazandırarak güven oluşturduğunu belirten
Prof. Dr. Ögel, "Bir kez kazanan kişi kaybetmeye başladığında da oyunda
kalmayı sürdürüyor. Çünkü kayıplarını geri kazanabileceğine inanıyor. Asıl
tuzak da burada başlıyor" ifadelerini kullandı.
DİJİTAL DÜNYA YENİ BAĞIMLILIK BİÇİMLERİ ÜRETİYOR
Bağımlılığın yalnızca kumarla sınırlı olmadığını dile getiren Ögel, dijital
dünyanın yeni bağımlılık biçimlerini sürekli ürettiğini söyledi. Bir dönem
çevrimiçi oyunların ön planda olduğunu hatırlatan Ögel, bugün sosyal medya
platformlarının benzer bir etki yarattığını belirterek, algoritmaların
kullanıcıları ekranda daha uzun süre tutmak üzere tasarlandığını ve bunun
bağımlılık riskini artırdığını kaydetti.
ORTAK MÜCADELE ÇAĞRISI!
Prof. Dr. Kültegin Ögel, ailelerin çocuklarında ortaya çıkan davranış
değişikliklerini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguluyor. Harcama
alışkanlıklarında ani değişimler, sosyal çevreden uzaklaşma, okul başarısında
düşüş ve dijital cihazlarla geçirilen sürenin artması önemli işaretler arasında
yer alıyor. Ancak Prof. Dr. Ögel'e göre bu belirtiler tek başına yeterli değil.
"Bağımlılığı anlamanın en etkili yolu çocukla sağlıklı iletişim kurmaktır.
Ergenlik dönemine ait davranışlarla bağımlılık belirtilerini ayırt etmek ancak
güçlü bir iletişimle mümkündür" dedi.
Dünyada bağımlılık eğilimlerinin hızla değiştiğini belirten Prof. Dr. Ögel,
önümüzdeki yıllarda yeni risk alanlarının ortaya çıkabileceğine dikkat çekti.
ABD'de gençler arasında farklı bağımlılık türlerinin öne çıktığını hatırlatan
Ögel, Türkiye'de ise sentetik maddelerin yanı sıra sanal kumarın endişe verici
bir hızla yayıldığını söyledi. "Kumar alışkanlığı Avrupa'nın birçok
ülkesine kıyasla daha hızlı büyüyor. Bu tabloyu görmezden gelme lüksümüz
yok" diyen Ögel, ailelere, eğitimcilere ve kamu kurumlarına ortak mücadele
çağrısında bulundu.
Uzmanlar, sanal kumarın yalnızca ekonomik kayıplara yol açmadığını; aile
ilişkilerinden eğitim hayatına, ruh sağlığından sosyal yaşama kadar birçok
alanda kalıcı sorunlara neden olabileceğini belirtiyor. Bu nedenle sanal bahis
ve kumarın, dijital çağın en önemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak
değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.
BAĞIMLILIK BİR BEYİN HASTALIĞI
Bu yıl ikincisi düzenlenen Bağımlılık ve İyileşme Sempozyumun
koordinasyonunu gerçekleştiren Klinik Psikolog Yusuf Babacan da bağımlılığın
irade sorunu değil, bir beyin hastalığı olduğunu ve tedavi edilmediğinde her
geçen gün şiddetlenen patolojik bir duruma evrildiğini açıkladı.
Kumar, içki vb. bağımlılıkların beyinde fiziksel değişime yol açtığını
belirten Psikolog Babacan, “Bağımlılık kamuoyunda bir nefis mücadelesi gibi
algılanıyor. Oysa bağımlılık beynin bazı bölgelerinin işlevselliğini kaybetmesi
anlamına geliyor. Beyin ödül merkezi ve kontrol merkezinden oluşur. Kontrol
merkezindeki bozulma bağımlılığın gelişmesine neden oluyor. Kontrol merkezi
devre dışı kaldığı için kişi kendisini frenleyemiyor. Beynin içsel frenleme
sistemi devre dışı kalıyor” diye konuştu.
Özellikle son dönemde gençler arasında kumar bağımlılığının hızlı
geliştiğine dikkat çeken Klinik Psikolog Yusuf Babacan, online bahis sisteminin
ve kumarın gençleri hedef aldığına işaret etti. Erişimin kolaylaşmasının
bağımlılığın gelişip sürdürülmesine katkıda bulunduğunu ifade eden Klinik
Psikolog Babacan, gençlerin başlangıçta can sıkıntısı, keyiflenmek ama en
önemlisi kısa yoldan zengin olma dürtüsü ile kumara başladığını ifade etti.
Kumarın sonu olmayan ekonomik bir bataklık olduğuna dikkat çeken Babacan
sözlerini şöyle sürdürdü: “Kısa yoldan köşeyi dönme, emek harcamadan zengin
olma hayali bu davranışı başlatıyor, sonra kazanıp-kaybedip bunu devam
ettiriyorlar. Zengin olma fantezisi onları dipsiz bir kuyuya çekerek,
ailelerinin de iflasına sebep oluyor. Çünkü gençler kumar borçlarını ailelerine
ödetmeye çalışıyor. “Bağımlı olduğum için değil, borcumdan dolayı kumar
oynadım, borcum olmazsa oynamayacağım” diyerek ailelerini borçlarını ödemeye
ikna ediyorlar. Aile de borcu üstleniyor, oysa bu gençlerde bağımlılığın devam
etmesine neden oluyor. Çünkü borç kapandığında çok hızlı bir şekilde ve bu defa
daha yüklü oranda oynamaya devam ediyorlar. Bu nedenle biz ailelere diyoruz ki,
“siz borcu ödemeyin. Gelin yapılandıralım”. Çünkü uluslararası araştırmalar gösteriyor
ki, gençler uzun vadede kendi borçlarını ödediklerinde, bağımlılıklarının
negatif sonuçlarıyla yüzleşiyorlar ve bu durum kumar oynama davranışını
durdurmada daha etkili oluyor. Unutulmamalıdır ki, bağımlılık kronik bir
hastalık ve tedavi edilmediğinde her geçen gün şiddetlenen patolojik bir duruma
evriliyor”.