Haber Tarihi
Jun 02,2026 14:23
Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın
“1 Haziran Dünya Süt Günü nedeniyle açıklama yapan uzmanlar tüketicileri sokak sütüne karşı uyardı, “Kapınıza gelen sütün kaynağını sorgulayın” mesajını verdi.”
Yaz
aylarının yaklaşmasıyla birlikte açıkta satılan ve kaynağı belirsiz süt
ürünleri yeniden gündeme gelirken, uzmanlar 1 Haziran Dünya Süt Günü kapsamında
yaptığı açıklamada, özellikle sıcak havalarda kontrolsüz koşullarda ve hiçbir
denetime tabi olmadan satılan süt ve süt ürünlerinin ciddi halk sağlığı
riskleri taşıdığına dikkat çekti.
“Sokak sütü kabul edilebilir bir yöntem değil”
Ankara
Üniversitesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ufuk Tansel
Şireli, özellikle yaz döneminde, açıkta satılan süt ve süt ürünlerinde
mikrobiyolojik ve gıda zehirlenmesi risklerinin ciddi şekilde arttığını
belirtti.
Şireli,
“Yaz ve sıcak havalar geliyor. Ülkemizin birçok yerinde, hiçbir kayıt ve
denetime tabi olmayan sütlerin satıldığını görüyoruz. Kapınıza ve sokağınıza
gelen sütün kaynağı ne? Çiftlikten size ulaşana kadar, havaların ısındığı bu
dönemde hangi sıcaklıkta taşınıyor? Ne kadar süre güneşte, açıkta bekliyor?
Hangi koşullarda muhafaza ediliyor? Tüketicinin bu hususları mutlaka
sorgulaması gerekiyor.
Veteriner
gıda hijyeni uzmanı olarak, açık ve kayıtsız şekilde satılan sokak sütünün halk
sağlığı açısından kabul edilebilir bir yöntem olmadığını açıkça söylemem
gerekir. Kaynağı, üretim koşulları, hijyen uygulamaları ve soğuk zinciri
denetlenemeyen bir ürünün tüketiciye güvenli şekilde ulaştığını varsayamayız”
dedi.
Açıkta
satılan sütlerde soğuk zincirin korunmasının çoğu zaman mümkün olmadığını
belirten Şireli, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Çiğ
süt uygun sıcaklıkta muhafaza edilmediğinde mikroorganizmalar çok hızlı
çoğalabilir. Özellikle yaz aylarında bu süreç hızlanır ve açıkta satılan
sütlerdeki mikrop sayısı hızla artar. Kayıtlı üretim yapan ve ambalajlı ürün
satan işletmelerde ise süt; çiftlikten fabrikaya kadar kontrollü sıcaklıkta
taşınır. Burada önce birçok yönden analiz edilir, uygun olan süt işlenir ve
denetlenir. Ambalaj, aslında ürünün garanti belgesidir.”
Şireli,
içme sütlerine uygulanan pastörizasyon ve UHT işlemlerinin gıda güvenliği
açısından kritik olduğuna dikkat çekerek, tüketicilerin kaynağı belirsiz
ürünler yerine izlenebilir ve denetlenebilir ürünleri tercih etmeleri
gerektiğini ifade etti, “Kapınıza gelen sütün sadece fiyatını değil, hikâyesini
de sorgulayın” dedi.
“Süt yaşlandırıyor” iddiaları bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor
Ankara
Üniversitesi Süt Teknolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Ebru Şenel Özkan ise son
dönemde sosyal medyada yer alan “süt yaşlandırıyor” iddialarının bilimsel
zeminden uzak yorumlandığını belirtti. Şenel Özkan, özellikle süt tüketimi ile
IGF-1 hormonu ve galaktoz üzerinden kurulan bazı iddiaların bağlamından
koparıldığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:
“Bilimsel
çalışmalar süt ve süt ürünlerinin; kaliteli protein, süt yağı, kalsiyum,
fosfor, B vitaminleri ve birçok temel besin öğesi açısından önemli bir kaynak
olduğunu açık şekilde göstermektedir. Sosyal medyada dolaşan bazı iddialar ise
bilimsel olguların yanlış yorumlanmasına dayanıyor.”
IGF-1
ile ilgili tartışmalara da değinen Özkan, insan vücudunun zaten doğal olarak
IGF-1 (Insulin-like GrowthFactor-1) hormonu ürettiğini söyledi, “IGF-1 kemik
sağlığı, kas yapımı ve onarımı için gereklidir. Düşük IGF-1 seviyeleri,
özellikle yaşlılarda daha yüksek kırık riskiyle ilişkilidir. Yani IGF-1’i
doğrudan ‘zararlı bir hormon’ olarak nitelendirmek bilimsel açıdan doğru
değildir” dedi.
Galaktoz
iddialarıyla ilgili olarak da Özkan, bazı deneysel çalışmaların günlük beslenme
koşullarındaki süt tüketimiyle doğrudan ilişkilendirilemeyeceğini belirterek,
“Evet, laboratuvar ortamında farelere çok yüksek dozda saf galaktoz verilerek
yapay bir ‘yaşlanma modeli’ oluşturulabiliyor. Ancak burada kritik fark şu;
laboratuvarda kullanılan dozlar, normal beslenme ile alınan miktarların çok
üzerindedir. Sütte galaktoz tek başına değil; laktozun bir bileşeni olarak ve
birçok besin öğesiyle birlikte tüketilmektedir. Güncel bilimsel verilere
bakıldığında, insanlarda normal düzeyde süt tüketiminin yaşlanmayı
hızlandırdığına dair güçlü klinik kanıt yoktur” dedi.
Özkan,
“Bugün süt ve süt ürünleri, geçmişte olduğu gibi, dünya genelindeki beslenme
rehberlerinde dengeli beslenmenin önemli bir parçası olarak yer almaya devam
ediyor” diyerek sözlerini noktaladı.