Haber Tarihi
May 22,2026 17:05
İnşaat İkinci Çeyreğe Pozitif Başladı
“Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB), her ay merakla beklenen inşaat ile bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut durum ile beklenen gelişmeleri gösteren “Hazır Beton Endeksi” 2026 Nisan Ayı Raporu’nu açıkladı. 2026 yılının ilk çeyreğindeki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı verileri sektörün yıllık bazda zayıf ama bir toparlanma çabası içinde olduğunu ortaya koydu.”
Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) her ay açıkladığı Hazır Beton Endeksi ile
Türkiye’de inşaat sektörü ve bağlantılı imalat ve hizmet sektörlerindeki mevcut
durumu ve beklenen gelişmeleri ortaya koymaktadır. İnşaat sektörünün en temel
girdilerinden biri olan ve aynı zamanda üretiminden sonra kısa bir süre
içerisinde stoklanmadan inşaatlarda kullanılan hazır betonla ilgili bu Endeks,
inşaat sektörünün büyüme hızını ortaya koyan öncü bir göstergedir.
Hazır Beton Endeksi 2026 Nisan Ayı Raporu’na göre tüm endeksler 2025 yılının
büyük bölümünde eşik değerin altında dalgalı bir seyir izledikten sonra, yılın
son çeyreğinde sınırlı bir toparlanma eğilimi göstermiş, ancak 2026 ocak ayında
bu toparlanma yerini yeniden zayıflamaya bırakmıştır. Şubat ayındaki toparlanma
çabası ve mart ayındaki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı itibarıyla tüm
endekslerde yukarı yönlü güçlü bir hareketlilik gözlenmektedir.
Güven Endeksi, mart ayındaki sınırlı gerilemenin ardından nisan ayında
yeniden yükselişe geçmiştir. Endeks, eşik değerin altında kalmaya devam etse de
son ayların en yüksek seviyelerinden birine ulaşmıştır. Bu durum, sektördeki
güven algısının toparlanma eğilimini zayıf da olsa yeniden yakaladığına işaret
etmektedir.
Faaliyet Endeksi, mart ayındaki düşüşün ardından nisan ayında çok güçlü bir
ivme yakalayarak hızlı bir yükseliş göstermiş ve eşik değerinin üzerine çıkmayı
başarmıştır. Faaliyet Endeksi'nin önümüzdeki aylarda da eşik değerin üzerinde
tutunması durumunda, sektördeki faaliyet nihayet anlamlı bir hareketlilik
kazanacaktır.
Beklenti Endeksi, mart ayında başlayan yükseliş trendini nisan ayında da
sürdürmüştür. Endeksin artış eğilimini koruması, sektör oyuncularının
önümüzdeki döneme ilişkin iyimserliğinin güçlenerek devam ettiğini ve geleceğe
yönelik toparlanma umutlarının desteklendiğini ortaya koymaktadır, ancak endeks
değeri hâlen istenilen seviyeye ulaşmamıştır.
Hazır Beton Endeksi, ocak ayındaki dip seviyesinden sonra şubat-mart
döneminde sergilediği kararsız seyri geride bırakarak, nisan ayında belirgin
bir yükseliş göstermiştir. Alt endekslerdeki pozitif hareketin etkisiyle Hazır
Beton Endeksi, eşik değere oldukça yaklaşmıştır.
Genel olarak değerlendirildiğinde, nisan ayında Faaliyet, Güven ve Beklenti
Endekslerinde toparlanma ve yükseliş dalgası görülmüştür. Özellikle Faaliyet
Endeksi'nin eşik değerin üzerine çıkması sektör için oldukça pozitif bir
sinyaldir. Güven, Beklenti ve Bileşik Hazır Beton Endeksi'nin hâlen eşik değer
sınırında veya altında seyretmesi temkinli duruşun tamamen bitmediğini gösterse
de nisan ayı sonuçları sektör üzerindeki baskının hafiflediğini ve sektörün güç
kazandığını ortaya koymaktadır.
Geçen yılın aynı ayına göre bakıldığında, nisan ayında endekslerin yıllık
değişimleri incelendiğinde, tüm göstergelerin geçen yılın aynı dönemine göre
pozitif bölgede yer aldığı görülmektedir. Mart ayında negatif ayrışan Faaliyet
Endeksi’nin de nisan ayında toparlanmasıyla birlikte, sektörün tamamında yıllık
bazda sınırlı da olsa bir yükseliş trendi yakalanmıştır. Güven Endeksi %0,7
oranında yıllık artış sergileyerek iyimserlik tarafındaki güçlü duruşunu
korurken, Hazır Beton Endeksi %0,4, Faaliyet Endeksi %0,3 ve Beklenti Endeksi
%0,1 oranında sınırlı yükselişler göstermiştir. Bu tablo, sektörde psikolojik
beklentilerin ve güvenin yanı sıra, sahadaki reel faaliyetlerin de geçen yılın
aynı dönemine göre hafif bir canlanma eğilimine girdiğini ortaya koymaktadır.
2026 yılının ilk çeyreğindeki dalgalı seyrin ardından, nisan ayı verileri
sektörün yıllık bazda zayıf ama genel bir toparlanma çabası içinde olduğunu
göstermiştir. Özellikle Faaliyet Endeksi’nin yeniden pozitif tarafa geçmesi,
inşaat sektöründeki hareketliliğin nisan ayı itibarıyla pozitife dönüş
sinyalleri verdiğine işaret etmektedir, ancak tüm endekslerdeki artışların %1,0
barajının altında kalması, büyüme ivmesinin henüz oldukça kırılgan olduğunu net
bir şekilde ortaya koymaktadır.
Raporun sonuçlarını değerlendiren Türkiye Hazır Beton Birliği (THBB) Yönetim
Kurulu Başkanı Yavuz Işık, “Faaliyet, Güven ve Beklenti Endekslerinde bir
toparlanma ve yükseliş dalgası görülmüştür. Özellikle Faaliyet Endeksi'nin eşik
değerin üzerine çıkması sektör için oldukça pozitif bir sinyaldir. Güven,
Beklenti ve Bileşik Hazır Beton Endeksi'nin hâlen eşik değer sınırında veya
altında seyretmesi temkinli duruşun tamamen bitmediğini gösterse de, nisan ayı
sonuçları sektör üzerindeki baskının hafiflediğini ve sektörün güç kazandığını
ortaya koymaktadır.” dedi.
İnşaat sektörüyle ilgili değerlendirmelerde bulunan THBB Başkanı Yavuz Işık,
“2026 yılının nisan ayı itibarıyla Türkiye’de inşaat sektörü, içerideki
makroekonomik dengelenme sürecine ek olarak küresel jeopolitik hatların
kırılmasıyla çok daha karmaşık bir sınamadan geçmektedir. Enflasyonla mücadele
kapsamında uygulanan sıkı para politikasının yarattığı yüksek finansman
maliyetleri konut talebini ve proje fonlamalarını hâlihazırda baskılarken,
nisan ayında tırmanan İran-ABD gerilimi ve sıcak çatışma ortamı sektörel
kırılganlığı derinleştirmektedir. Bölgesel savaşın tetiklediği küresel enerji
krizi ve petrol fiyatlarındaki sıçrama, inşaat sektörünün en büyük yapısal
sorunu olan girdi maliyetlerini doğrudan yukarı çekmektedir. Nisan ayı verileri
her ne kadar endekslerin pozitif tarafta tutunma çabasını gösterse de artan bu
jeopolitik riskler güven algısının "temkinli" sınırdan çok daha
kırılganlaşmasına neden olmaktadır. Sektör, bir yandan sıkı likidite koşulları
ve kredi hacmindeki daralmayla boğuşurken, diğer yandan bölgesel savaş
senaryolarının gölgesinde öngörülebilirliği azalan bir maliyet sarmalıyla karşı
karşıya kalmaktadır. Bu küresel konjonktür, genel bir sektörel genişlemenin
yalnızca iç finansal gevşemeye değil, aynı zamanda dış dünyadaki jeopolitik tansiyonun
düşmesine de direkt bağlı olduğunu ortaya koymaktadır.” dedi.