Haber Tarihi Kas 13,2018 14:38

27. KALİTE KONGRESİ‘SÜRDÜRÜLEBİLİR ORTAK GELECEK’ TEMASIYLA ZORLU PERFORMANS SANATLARI MERKEZİ’NİN EV SAHİPLİĞİNDE BUGÜN BAŞLADI.

“0’I AŞKIN KONUŞMACININ YER ALDIĞI KONGRE; İŞ, BİLİM, AKADEMİ, MEDYA VE SANAT DÜNYASININ SEÇKİN İSİMLERİNİ BİR KEZ DAHA BİRARAYA GETİRDİ. KONGRENİN AÇILIŞ KONUŞMASINI KalDer YÖNETİM KURULU BAŞKANI BUKET EMİNOĞLU PİLAVCI, TÜSİAD YÖNETİM KURULU BAŞKANI EROL BİLECİK, EFQM CEO’SU RUSSELL LONGMUIR, DARÜŞŞAFAKA ORTAOKULU 8. SINIF ÖĞRENCİSİ İDİL ŞİMŞEK YAPTI.”

Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından bu yıl 27.’si gerçekleştirilen Kalite Kongresi, iş, bilim, akademi, sanat dünyasının önde gelen temsilcilerinin katılımıyla bugün Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde başladı. 

Açılış konuşmasını KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Buket Eminoğlu Pilavcı ile TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik’in yaptığı kongrenin bu yılki özel konuğu Eczacıbaşı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Eczacıbaşı oldu. Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ’ın sorularını yanıtlayan Bülent Eczacıbaşı, ‘Sürdürülebilir Ortak Gelecek ve İş İnsanının Yeni Sorumlulukları’ özel oturumuyla büyük ilgi gördü. 

Avrupa’nın en büyük paylaşım platformlarından olan kongrede; sürdürülebilirlik ve kalkınma hedefleri, iklim değişikliği, 21. yüzyıl ekonomisi, tarım, gıda ve su yönetimi, geleceğe taşıyan teknolojiler, KOBİ’lerde yönetim kalitesi ve kurumsallaşma, eğitim, toplumsal cinsiyet eşitliği, enerji, genç girişimcilik, şehircilik ve doğanın geleceği gibi sürdürülebilirliği etkileyen pek çok konu başlığı tartışılacak. 

BUKET EMİNOĞLU PİLAVCI: “YERYÜZÜ BİR CANLI VE ONUNLA VARIZ” 

Tüm insanlığın, ekonomik büyümenin peşinden koşarken doğanın yasalarını çoğu zaman hiçe saydığını ifade eden KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Buket Eminoğlu Pilavcı, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Kendimizi doğanın seçilim yasalarının çok üstünde gördük ve yeryüzünü kendi akıllı tasarımlarımız ile şekillendirmeyi bunu yaparken de aç gözlülüğümüz ile tabiatın dengesini yok farz etmeyi seçtik. Dengeleri o kadar bozduk ki yaşam şeklimizi değiştirmez ise sürdürülemez bir geleceğe doğru yürüdüğümüzü çok geç anladık. Peki, birçok açıdan tatminsiz ve sorumsuz olan ve kendini yeryüzündeki var oluşun efendisi olarak gören insanlığın oluşturduğu bu kültür, umursayan ve yaşamın bütünselliğini savunan dolayısı ile sürdürülebilir bir geleceğe emin adımlarla yürüyen bir kültüre dönüşebilir mi?  İklim değişikliği ortak geleceğimizin en korkutucu tehlikesi ve bunu tetikleyen alışkanlıklarımız var. Örneğin, dünyanın su kaynakları tüketimi ve sera gazı salınımı açısından önemli bir payını hayvan yetiştiriciliği alıyor. Gıda mühendisleri; laboratuvar ortamında hücreden temiz et üretmeye başladılar bile. 

Peki bu teknolojik gelişme, milyarlarca hayvanı sefalet içinde geçen bir hayattan kurtarıp aynı zamanda milyarlarca eksik besin alan insanı doyurmaya hizmet etmesinin yan ısıra ekolojinin de iflas etmesini engellemeye katkı sağlayabilir mi sizce? 

Aynı şekilde fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçiş yeryüzünün kendini arındırıp, yenilemesine izin verecek mi? Bu soruları sormalı ve cevaplarını birlikte bulmalıyız. Ama ne yazık ki bulduğumuz cevapları hayata geçirme konusunda hep birlikte olmalıyız çünkü iklimin milli sınırları yok. 

Bu iki gün ortak geleceğimizi nasıl sürdürülebilir kılacağımızı birbirinden değerli akademisyenler, gazeteciler, iş insanları, gençler, sanatçılar, fikir önderleri ve bilgi bulaştırıcıları ile birlikte tartışıp bulmaya çalışacağız. Ve farklı bakış açıları ve yepyeni fikirler ile tanışacağız.”